Revive Our Hearts Dijital ses dosyası

— Audio Player —

Part 1 Part 2 Part 3

O’nu Neden Arıyoruz

Giriş:  Leslie: Terörist saldırılarından sonraki günlerde birçok kişi içten bir yalvarışla Tanrı’ya döndü.  Nancy, bir dizi O’nu Aramak programıyla sizi de benzer şekilde yoğun bir yakarışa davet ediyor olacak. Size, 150 yıl önce yaşanan önemli bir olayı hatırlatarak başlamak istiyor.

Bazen hayatımızda bir zorluk çıkmadan Rab’bi aramıyoruz. Bankada paranız varsa, dışarda güneş pırıl pırıl parlıyorsa, eşiniz sizi deliler gibi seviyorsa ve çocuklarınız da sizi seviyor, sözünüzü dinliyorlarsa ve her şey mükemmelse Rab’bin önünde diz çöküp yalvarmak pek içinizden gelmiyor gibi hissediyor musunuz?

150 yıl önce Rab Kuzey Amerika’yı oldukça sıra dışı bir şekilde ziyaret etti, birçok tarihçi bu ziyareti Üçüncü Uyanış olarak adlandırdı. Bazılarıysa buna Büyük Dua Uyanışı dedi. Olay New York [Niv York]’ta gerçekleşti.

Bu uyanışa Büyük Dua Uyanışı da deniyor. 150 yıl önce insanlar zenginlik ve refah peşindeydi. Sanayi Devrimi sonrasında insanlar çok büyük miktarlarda para kazanmaya alışmışlardı.

Birdenbire insanlar finansal kriz ve panikten dolayı çaresiz hissediyor, Tanrı’ya daha fazla ihtiyaç duyuyorlardı. Daha öncesinde Tanrı hakkında hiçbir fikri olmayan insanlar bile birdenbire kiliselere akın akın gitmeye, dua etmeye ve tüm yürekleriyle Rab’bi aramaya başladılar. Neden biliyor musunuz? Gidecek başka hiçbir yerleri yoktu. Çaresizdiler.

Hayatınızda sizi Tanrı’ya ihtiyaç duymaya itecek bir şeyler olabilir. Artık canınıza tak etmiştir ve gözyaşları içinde ‘’Rab, senden başka gidecek yerim yok, seni tüm yüreğimle arayacağım.’’ dersiniz.

Bence Rab’bi aramanın ne olduğuyla ilgili konuşurken kendimize ‘Neden?’ diye sormalıyız. Rab’bi neden aramalıyız? Zamanımızı harcayıp dikkatimizi verebileceğimiz onca şey varken, yapılacaklar listemiz dolup taşıyorken, yapılmayı bekleyen onca şey varken, neden Rab’bi arayalım?

Şu iyi bir sebep: Çünkü o Rab’dir. O’nun gibisi yoktur. Aradığımız her şey O’nda vardır. Eğer Rab’leysen her şeyin vardır. Rab’bi bulursan, hayatında ihtiyacın olan her şey hallolur. O, en önemlidir, bizim hayatımızdaki önceliğimizdir.

Rab’bi ararken, geçici olanı değil sonsuz olanı izleyip ona umudumuzu bağlıyoruz. Günlük koşuşturmanın içinde zamanınızın ve çabalarınızın büyük bir kısmını gelip geçici şeyler için harcıyormuş gibi hissetmiyor musunuz? Bu şeylerin tam olarak ne kadar sürdüğü önemli değil.

Bazı şeyleri yapmamız gerekiyor. Belki çocuklarınızın bir şeyler yemesi gerekiyordur. Okul için de kıyafet gerekiyordur tabi. Ama bazı şeyler bizim hayatımızın bir parçası olmuştur, hatta bir bağımlılık. Bu dünyadaki şeylere o kadar bağlı hale geldik ve gözlerimiz o kadar bu dünyadan başka bir şey görmüyor ki sonsuzluk nedir unuttuk. Asıl önemli olan şeylerin hepsini unuttuk.

Rab’bi ararken, gözlerimizi kaldırıyoruz ve sadece sonsuza dek sürene odaklanıyoruz. O’nu arıyoruz çünkü biliyoruz ki O’ndan başka umut yok. Benim umudum yok. Sizin umudunuz yok. Kilisenizin ve ailenizin umudu yok. Bu dünyanın umudu yok. Bu ulusun Rab’den başka umudu yok.

Bu ülkede ve tüm dünyada çıkan haberleri düşünüyorum bazen. Geçen gün bir arkadaşımla dünyadaki trajedilerden, karmaşadan ve birkaç gazete başlığından bahsediyorduk. İkimiz de ‘’Dünyada her şey altüst oldu. Hiç çare yok.’’ Dedik.

Sonra bir şey aklıma geldi. Kutsal Kitabın Eski İngilizce King James [King Ceyms] versiyonunda Mezmurlar 82. Bölüm 5. Ayette ‘’Yeryüzünün temelleri yerinden çıktı.’’ Diyor. Hizası bozulmuş yani. English Standard [İngliş Sıtendırd] versiyonundaysa ‘’Bilmiyorlar, anlamıyorlar, karanlıkta dolaşıyorlar. Yeryüzünün temelleri sarsılıyor.’’ Diyor.

Sizce de bu doğru değil mi? Bazılarımız yıllar önce sadece gazete başlıklarında okuyup gördüğümüz veya televizyonda duyduğumuz şeylerin etrafımızda gerçekleşeceğini tahmin bile edemezdik. Sağlamlığından bir zamanlar emin olduğumuz yeryüzünün temelleri sarsılıyor.

Sarsılmayan sonsuz tek bir gerçek vardır, o da Rab’dir. Bu yüzden O’nu arıyoruz. Gidecek başka yerimiz yok. Diğer aradıklarımız bizi kurtaramaz. Yeterli değiller. Sorunlarımızı çözemezler.

Dinleyicilerimizden aldığım maillerden biliyorum, insanlar çaresiz. Okudukları kitaplar, başvurdukları danışmanlıklar, denedikleri farklı farklı programlar, hiçbirisi işe yaramıyor. Öyle bir zaman geldi ki başka kimse sizi kurtaramaz.

Ama Tanrı kurtarabilir. O mucizelerin Tanrısıdır. Dirilmiş bir Tanrı’dır. İmkansızları başarmış bir Tanrı’dır. Bu yüzden O’nu arıyoruz.

Çıkış  Leslie: Lütfen ‘dur’ düğmesine basar mısınız? Yapılacaklar listesine, sürekli çırpınmaya, hayatın gürültü patırtı içindeki döngüsüne bir ara verin. Gelecek programda “Neden O’nu Aramak?” konusuna devam edeceğiz. Lütfen siz de bize katılın.

Giriş: Leslie: Terörist saldırılarından sonraki günlerde birçok kişi içten bir yalvarışla Tanrı’ya döndü. Nancy, bir dizi O’nu Aramak programıyla sizi de benzer şekilde yoğun bir yakarışa davet ediyor olacak.

Gazete başlıklarını düşününce, en iyi ekonomistler bile zayıf ekonomimiz için uzun zamanlı bir çözüm olmadığını kabul ediyorlar. Bu yıl Kuzey Amerika daha çok seçime odaklanacak. Önemli bir seçim bu. Tehlike arz eden çok önemli sorunlar var ama size şunu söyleyeyim, bizim en büyük sorunlarımıza ve en büyük ihtiyaçlarımıza çözüm bulabilecek hiçbir siyasi parti, hiçbir başkan, hiçbir seçilmiş vekil, hiçbir kanun yok. Ne kadar büyük oldukları önemli değil. Bu dünyada yalnızca Tanrı’nın yapabileceği şeyleri asla yapamazlar.

Benim uzun zamanlar boyunca pastörlük yapmış Jerry Kirk [Ceri Körk] adında yaşlı bir arkadaşım var. Yıllardır pornografiye karşı ulusal bir kampanya yürütüyor. Bu kampanya uğruna karşılaştığı zorluklar anlatmakla bitmez. Ama o takımıyla beraber tüm zorluklara göğüs gerdi.

Birkaç yıl önce bu arkadaşımla internet yüzünden daha da kötüye giden pornografi sorununa karşı sürdürdüğü savaş hakkında konuşuyorduk. Bana ‘’Nancy [Nensi], bu ulusun yaşadığı ahlaki kriz için Kilisedeki uyanıştan başka hiçbir umut yok.’’ Dediğini hatırlıyorum. Hiçbir umut yok.

Bu yüzden pornografiye karşı savaşan bir kuruluş olarak çabalarının %90’ı kiliseye gidiyor. Eğer Tanrı’nın halkı O’nu ararsa, Tanrı olaylara müdahale edecektir.

Dünyada birçok farklı alanda şeytanın yönettiği kötülüğün ve karanlığın güçleriyle savaşıyoruz.

Dünyadaki en güçlü askeri makine bile ne bu ülkeyi ne de dünyadaki herhangi başka bir ülkeyi bu kötü güçlerin elinden kurtarmaya yeter. Yalnızca Tanrı yapabilir bunu. Bu yüzden O’nu arıyoruz.

Eski Antlaşmada 2. Tarihler kitabının 14. Bölümünün başlarında Asa adlı bir kralın hikayesini görüyoruz. Yahuda’nın kralıydı. Süleyman’ın torununun oğluydu. 2. Tarihler 14. Bölümde 16. Ayete kadar en az sekiz kez Rab’bi aramaktan, O’na yönelmekten bahsediliyor.

Birkaç ayet okumak istiyorum. 2. Tarihler 14. Bölüm 2. Ayetten başlayacağız. ‘’Asa Tanrısı RAB’bin gözünde iyi ve doğru olanı yaptı. Yabancı ilahların sunaklarını, puta tapılan yerleri kaldırdı. Dikili taşları parçaladı, Aşera putlarını devirdi. Yahudalılar’dan atalarının Tanrısı RAB’be yönelmelerini, O’nun yasasına ve buyruklarına uymalarını istedi.’’

Zina yok. Pagan tanrıları yok. Hepsine emretti ‘’Rab’bi aramanın vakti geldi artık’’, ‘’Yahudalılar’dan atalarının Tanrısı RAB’be yönelmelerini, O’nun yasasına ve buyruklarına uymalarını istedi.’’ (2. Tarihler 2:4)

  1. ayete bakalım. ‘’Kûşlu Zerah binlerce asker ve üç yüz savaş arabasıyla Mareşa’ya ilerledi.’’ Bu büyük bir tehdit. Eğer Tanrı bu olaya el atmazsa Yahuda halkını yerle bir edebilecek bir askeri güç.

Ama Tanrı olaya hemen el atıyor. 11. Ayette şöyle diyor: ‘’Asa, Tanrısı RAB’be ‘Ya Rab, güçlünün karşısında güçsüze yardım edebilecek senden başka kimse yoktur’ diye yakardı, ‘Ey Tanrımız Rab, bize yardım et, çünkü sana güveniyoruz, senin adınla bu kalabalığa karşı çıktık. Ya Rab, sen bizim Tanrımız’sın. İnsanlar sana karşı zafer kazanmasın. Rab Kûşlular’ı Asa’yla Yahudalılar’nın önünde bozguna uğrattı. Kûşlular kaçmaya başladı.’’

Şimdi 15. Bölüme geçelim. 2. Tarihler 15. Bölüm 1. Ayet. ‘’Tanrı’nın Ruhu Odet oğlu Azarya’nın üzerine indi. Azarya, Kral Asa’ya gidip şöyle dedi: ‘Ey Asa, ey Yahuda ve Benyamin halkı, beni dinleyin! Rab’le birlikte olduğunuz sürece, O da sizinle olacaktır. O’nu ararsanız bulursunuz. Ama O’nu bırakırsanız, O da sizi bırakır.’’

Kardeşler, işte iki seçeneğimiz var. Ya Rab’bi arıyoruz ya da O’nu bırakıyoruz. İki seçeneğin arasında başka bir seçenek yok. Ruhsal olarak arada bir yerde kalamayız. Rab’bi etkin bir şekilde aramıyorsak, O’nu bırakıyoruz demektir. Bu peygamber Kral Asa’ya, Yahuda’nın kralına Rab’bi ararsan, O’nu bulacaksın dedi. Seni yüzüstü bırakmayacak. Yalnız bırakmayacak. Kendini gösterecek. Ama O’nu bırakırsan, O da seni bırakacak.

  1. Ayete bakalım. ‘’İsrail halkı uzun süre gerçek Tanrı’dan, eğitici kahinlerden ve yasadan uzak yaşadı. Ama sıkıntıya düştüklerinde İsrail’in Tanrısı Rab’be döndüler, O’nu arayıp buldular.’’

Tanrı’yı aradıklarında ne olduğunu gördünüz mü? Sıkıntıya düştüklerinden Tanrı’yı aradılar. Sıkıntıya düşene kadar Rab’bi aramadığımız gerçeği üzücü ama gerçek.

Bankada paranız varsa, dışarda güneş pırıl pırıl parlıyorsa, eşiniz sizi deliler gibi seviyorsa ve çocuklarınız da sizi seviyor, sözünüzü dinliyorlarsa ve her şey mükemmelse Rab’bin önünde diz çöküp yalvarmak pek içinizden gelmiyor gibi hissediyor musunuz? İşte asıl bu çaresizlik.

Eğer sıkıntı içindeyseniz ki biliyorum birçok dinleyicimiz böyle… Sizden emailler alıyorum. Çoğunu okuyorum, yüreklerinizin nasıl sıkıntı ve çaresizlik içinde olduğunu görüyorum. Bazen bu mailleri okurken bir yanım ‘’Böyle bir olayın nasıl üstesinden geliyorsun, sana nasıl cevap vermem gerektiğini kestiremiyorum, bulunduğun durumdan ötürü çok üzgünüm.’’ Diyor.

Ama aynı zamanda bir yanım ‘’İyi bir durumdasın’’ diyor. Sizin başınıza kötü bir şey gelsin istemem. Umarım siz de benim başıma kötü bir şey gelmesini istemezsiniz ama eğer sıkıntı hali bizi Tanrı’yı aramaya yöneltecekse, Rab o zaman ne olursa olsun, bizi seni aramaya yöneltecek durumlara koy ki seni arayalım. Yahudalılar sıkıntıdayken Rab’be yöneldiler. O’nu aradılar ve sonunda buldular.

  1. ayet şöyle diyor: ‘’O günlerde yolcuların güvenliği yoktu. Çünkü çevre ülkelerde yaşayanların tümü büyük kargaşa içindeydi.’’

Günlük hayatımıza benzer şeyler mi bunlar? Büyük kargaşa, terör. Bu program yayınlanana kadar haber başlıklarında neler yazıyor olacak hiç bilmiyorum ama size şunu söyleyebilirim ki bugün olduğundan daha iyi olmayacak. Büyük sıkıntılı günler gelecek.

  1. ayete bakalım. ‘’Ulus ulusu, kent kenti ezmeye çalışıyordu. Çünkü Tanrı onları çeşitli sıkıntılarla tedirgin ediyordu.’’

Günümüzde dünyada olan bitenlerin arkasında Şeytan olabilir. Aynı satrançtaki taşlar gibi, Şeytan için çalışan birçok insan, kral, yönetici ve terörist var, ama Şeytan bu dünyadaki en güçlü varlık değil. Tanrı her şeye egemendir. Tahtta O oturur.

Satranç tahtasındaki her bir taşı o oynatır. Tanrı ne yaptığını bilir. O’nu aramaya başlamanızı sağlayacak şeylerin gerçekleşmesi için dünyanın hatta hayatınızın bile temellerini en derinden sarsabilir.

Çıkış Leslie: Lütfen ‘dur’ düğmesine basar mısınız? Yapılacaklar listesine, sürekli çırpınmaya, hayatın gürültü patırtı içindeki döngüsüne bir ara verin. Gelecek programda “Neden O’nu Aramak? konusunu bitirirken lütfen siz de yine bize katılın.

Giriş: Leslie: Terörist saldırılarından sonraki günlerde birçok kişi içten bir yalvarışla Tanrı’ya döndü. Nancy, bir dizi O’nu Aramak programıyla sizi de benzer şekilde yoğun bir yakarışa davet ediyor olacak.

  1. Tarihler 15. Bölüm 7. Ayette peygamber şöyle diyor: ‘’Ama siz güçlü olun, cesaretinizi yitirmeyin. Yaptıklarınızın karşılığını alacaksınız. Asa bu sözleri, Peygamber Odet’in oğlu Azarya’nın peygamberliğini duyunca, cesaret buldu. Yahuda ve Benyamin topraklarından, Efrayim’in dağlık bölgesinde ele geçirdiği kentlerden iğrenç putları kaldırdı. Rab’bin tapınağının eyvanının önündeki Rab’bin sunağını onardı.’’

Kardeşler, Tanrı da dünyada, ülkemizde, evlerimizde ve hayatlarımızda sıkıntı baş gösterdiğinde aynı şeyin olmasını istiyor. Bu bir işaret. Putlarımızdan kurtulup Rab’be yalvarmanın, yıkılan yapınakları onarmanın, gerçekten dua etmeye başlamanın, yüreklerimizi yüceltip tüm yüreğimizde Rab’bi aramanın vakti gelmiştir.

O’nu aramaya hazır mısınız? Baskı altında hissediyor musunuz? Dört duvar arasında sıkışıp kalmış gibi mi hissediyorsunuz? Çıkmaz bir sokaktasınız. Belki evliliğiniz. Belki çocuklarınız. Belki bir sağlık sorunu. Belki maddi bir konu. Çalıştığınız yerde olan bir şey belki. Belki ülkenizde olan bir sorun, belki de uluslararası bir sorun. Tüm sıkıntılar bize Rab’bin önünde diz çöktürtmeli.

Asa ne yaptı? 9. Ayete bakalım. ‘’Efrayim’den, Menaşşe’den, Şimon’dan gelen birçok İsrailli, Tanrısı Rab’bin Asa’yla birlikte olduğunu görünce onun tarafına geçti. Asa bu gelenlerle Yahuda ve Benyamin halkını bir araya topladı.’’

Kardeşler, insanlar Rab’bin sizinle birlikte olduğunu gördüklerinde, kapınızı çalıp, sizi arayıp Rab’bi nasıl bulabileceklerini soracaklardır. Rab’bi sizinle birlikte aramak isteyeceklerdir.

Tanrı’ya inananlarla ülkemizdeki insanların hepsi yürekten büyük bir istekle Rab’bi arasalar mükemmel olmaz mıydı? Çevremizdeki yolunu kaybetmiş insanlar, diğer dinlere inanlar, yanlış dinlere inananlar, putlara tapanlar, kiliseye giden ama İsa Mesih’le bir ilişkisi olmayanlar bizi arasalar ve bizimle Rab’bi aramak istediklerini söyleseler ne iyi olurdu değil mi?

O gerçek. Hayatında O’nun olduğuna dair kanıtları görebiliyorum ve O’nu ben de tanımak istiyorum. O’nunla yürümek istiyorum. İşte dirilişin bu topraklarda ve dünyada gerçekleştireceği şeyler bunlar.

  1. ayette şöyle diyor: ‘’Asa’nın krallığının on beşinci yılının üçüncü ayında Yeruşalim’de toplandılar. Yağmalamış oldukları hayvanlardan yedi yüz sığırla yedi bin davarı o gün Rab’be kurban ettiler. Bütün yürekleriyle, bütün canlarıyla atalarının Tanrısı Rab’be yönelmek için anlaşma yaptılar.’’

Kardeşler, ailelerimizin, kiliselerimizin ve topluluklarımızın bir araya gelip Rab’bi armaya başlama zamanı geldi.

Başka birisinin sizi davet etmesini beklemeyin. Siz başkalarını davet edin. Bugün birini arayıp ‘’Benimle Rab’bi arar mısın? Birlikte Rab’bi arasak olur mu? Dua edelim. Ailelerimiz için dua edelim. Evliliklerimiz için dua edelim. Kilisemiz için dua edelim.’’

Kilisenizden birini arayın. Pastörünüz, kilise büyükleriniz ve gençlik grubu hakkında şikayet edip sızlanmayı bırakın. Dua edin. Birlikte Rab’bi arayın ve ‘’Rab, Sana ihtiyacımız var.’’ Deyin. Ülkenin sorunlarını çözmek için seçimlere odaklanmayın. Diğer imanlılarla dua edin ve ‘’Rab, bu ülkenin sana ihtiyacı var.’’ Deyin.

  1. ayete bakalım. ‘’Yahudalılar bütün yürekleriyle içtikleri ant için sevindiler. Rab’bi istekle arayıp buldular.’’ Bu kısmı çok seviyorum. Rab, bizim tek aradığımız, tek istediğimiz şey Sensin. Yahudalılar ‘’Rab’bi istekle arayıp buldular. O da onları her yandan esenlikle kuşattı.’’

Siz de böyle bir şey ister miydiniz? Huzur. Evinizde huzur. Bu dünyada huzur. Biz Rab’bi arayınca aslında O bize tam da bunu veriyor. İşte bu yüzden şimdi teşvik alalım istiyorum, tüm dikkatinizi O’na verin, O’nu tüm yüreğinizle arayın, diriliş ve kiliselerimiz için dua edelim.

Günümüzde birçok iyi kilise var ancak bu iyi kiliselerin çoğu yaptıkları şeyleri isteksizce yapıyorlar. Sanki bu bir işmiş gibi. Tanrı’nın ateşi nerede? Tanrı’nın varlığı nerede? Pastörler Rab’bin Sözü’nü paylaşıyorken Kutsal Ruh’un bereketi nerede?

‘’Evet, keşke pastörümüz daha fazla bereketlenmiş olsaydı.’’ Diyorsunuz. Peki pastörünüz için ne kadar dua ettiniz? Tanrı’ya pastörünüzü bereketlemesi için ne kadar yalvardınız? Rab’bi gerçekten arıyor musunuz yoksa sadece pastörünüzün gelip sizi Kutsal Söz’le doyurup gitmesini mi istiyorsunuz? Pastörünüzü aramayın. Rab’bi arayın. Pastörünüz içni Rab’bi arayın.

‘’Eşim pek dindar bir lider değil.’’ Diyorsunuz. Peki Tanrı’nın eşinizi kendisine çekip onun yüreğini değiştirmesi için kaç saat diz çöküp dua ettiniz? Rab’bi arayın.

Hoşea 10. Bölüm 12. Ayette şöyle diyor: ‘’Rab’be yönelme zamanıdır.’’ Ne zamanıymış? Rab’be yönelme zamanı. Hayatınızda başka şeyleri yapmanın zamanı geldiğini düşünüyor olabilirsiniz, ama size söylüyorum, Rab’be yönelme, O’nu arama zamanı geldi. Ne zamana kadar arayacağız? O gelene kadar. O gelip üstümüze doğruluğunu yağdırana kadar.

Gözünüzün önünde canladırabiliyor musunuz? Rab, bazen çevremizde senin lütfunun damla damla düştüğünü gördük, ama biz senden tufan istiyoruz. O gelip üstümüze doğruluğunu yağdırana kadar.

Rab, Sana yalvarıyoruz, Sana ihtiyacımız var. Seni tüm yüreğimizle arıyoruz. Seni aradığımızda bulacağımızı söyledin Rab, verdiğin bu vaad için şükrediyoruz.

Şu an bizi dinleyen ve ihtiyaç içinde olan, çaresiz olan dinleyicilerimiz için dua ediyorum, Rab. Yürekleri keder dolu. Belki hiç umutları kalmadı. Rab dua ediyorum ki Sen yüreklerindeki umut ışığını tekrar yak. Sana döner, Seni tüm yüreğimizle ararsak karşımızda koca bir ordu olsa bile Sana karşı duramayacaklarını bize öğret, Rab.

Rab, Sana yalvarıyoruz, gel ve yüreklerimizde taht kur. Bizi yakından tanı. Yüreklerimizi canlandır. İsa’nın adıyla, amin.

Çıkış Leslie: Sizler bu programı dinledikçe hayatınız az çok aynı şekilde mi sürüyor olacak, yoksa geriye bakıp, “Ne çok büyüdüm” diye düşünecek misiniz?

Umuyoruz ki Tanrı’ya daha çok yaşlaşır, biraz önce dinlediğiniz gibi bir çaresizlikle O’nu ararsınız. Gelecek programda “Tanrı bulunabilir mi?” hakkında konuşurken siz de bize katılın.

About the Speaker

Nancy DeMoss Wolgemuth

Nancy DeMoss Wolgemuth

Nancy DeMoss Wolgemuth has touched the lives of millions of women through Revive Our Hearts and the True Woman movement, calling them to heart revival and biblical womanhood. Her love …

Read More