Revive Our Hearts Dijital ses dosyası

— Audio Player —

Part 1 Part 2 Part 3

Bir Hayati Mesaj

1.HAYATî BİR MESAJ

Giriş: Leslie: Tövbe, İsa’ya geldiğinizde bir defaya mahsus olmak üzere başa çıkacağınız bir durum değildir. Tövbe, her gün tekrarlanan bir süreçtir ve gerçek anlamda yaşamaya başlamanın işaretlerinden biridir.

Karşınızda Nancy Leigh DeMoss. Vahiy Kitabı, yedi kiliseye verilen mesajlarla başlar. Bugün siz Tanrı’dan böyle bir kişisel mesaj alıyor olsanız neler olurdu? Bence Tanrı kendisine itaat ettiğiniz ve imanlı olduğunuz alanlarda sizi cesaretlendirirdi. Tıpkı yedi kiliseye yaptığı gibi sizin de itaatkar ve imanlı olduğumuz alanlar olduğunu kabul ederdi. Ama sonrasında, bence kutsallığının, gerçeğinin ve doğruluğunun ışığını yüreklerinize yansıtarak “Ne var ki,” derdi, “birkaç konuda sana karşıyım”. Bizler “Tövbe edin” mesajına odaklanmak istiyoruz ancak size şu kadarını söyleyeyim, bu tamamen kişisel bir mesajdır. “Tövbe edin mesajının nesi kişisel olabilir ki?” diyemeyiz. Vaftizci Yahya’nın, Rab İsa’nın geliş yolunu hazırlarken bize verdiği mesaj tövbeydi. Matta 3. Bölüm 1. Ayette şöyle denmektedir; “O günlerde Vaftizci Yahya Yahudiye Çölü’nde ortaya çıktı.” Peki Vaftizci Yahya’nın mesajı neydi? 2. Ayet: “Tövbe edin! Göklerin Egemenliği yaklaşmıştır.” İsa’nın, geldiğinde verdiği ilk mesaj da budur. Matta 4. Bölüm 17. Ayette şöyle denmektedir; “O günden sonra İsa şu çağrıda bulunmaya başladı: “Tövbe edin! Çünkü Göklerin Egemenliği yaklaştı.” İnsanlar İsa’nın verdiği bu mesajı hiç yadırgamamışlardı çünkü zaten Yahya da vaazlarında aynı mesajı vermekteydi. “Tövbe edin! Çünkü Göklerin Egemenliği yaklaştı.” Vaftizci Yahya ne demek istiyordu? İsa ne demek istiyordu? Göklerin Egemenliğinin yaklaşmasıyla tövbenin ne ilgisi vardı? Yahya’nın da İsa’nın da söylemeye çalıştıkları şey, yepyeni bir dünya düzenin gelmekte olduğudur. Bu, tamamen yeni bir sistemdir. İşleri halletmenin yepyeni bir yoludur. Bu, daha önce bildiklerinizden çok daha farklı bir değerler bütününü içerir ve bu sistem, bu dünya düzeni, bu krallık; sizin insanların hükümranlığından, kendi kendinizin hükümranlığından, boyunduruğu altında yaşadığınız tüm kuralların ve yasaların hükümranlığından, bu dünyanın hükümranlığından yüz çevirmenizi gerektirir. Sizler belki de tüm bu boyunduruklar altında yolunuza devam ediyorsunuz ama bu yeni krallık sizden keskin bir dönüş yapmanızı istiyor. Diğer bir deyişle alıştığınız yollardan dönüp tamamen yeni bir istikamete doğru ilerlemeniz bekleniyor. Ancak bu şekilde bu yeni ve farklı krallıkta yaşamaya başlayabilirsiniz. İsa, “Yeni bir krallık geliyor ve bu yeni krallık sizin yeni bir yüreğe sahip olmanızı gerektiriyor. Bu krallık size yepyeni arzular, yepyeni bir yaşam biçimi ve yaşamak için yepyeni nedenler verecek. Bu yeni krallık, hayatınızın gündemini değiştirecek” diyordu.

Tövbe etmemiz gerektiğini söylüyordu, çünkü bu krallık gelmek üzeredir. İsa bizlere, “Hayatını son derece yanlış bir gündem üzerine kurduğunu kabul etmen lazım.” demek istiyordu. “Hristiyan olmanın anlamı budur” demeye çalışıyordu. Evet, işte Hristiyanlık tam olarak budur; tamamen yepyeni bir krallık... İçinde yaşayacağımız bu yepyeni krallık, tamamen yepyeni bir Egemenliği beraberinde getirmektedir. Bu, yeni bir din değildir. Hayatınıza dahil ettiğiniz şeylerin bir yenisi de değildir. Bu, tam anlamıyla bambaşka bir dünya, bambaşka bir gökyüzü demektir. Bu şekilde bir krallıktan diğerine nakledilmiş olursunuz. Ancak bir krallıktan diğerine geçmek için mevcut seçimlerinizden vazgeçmeniz, yani tövbe etmeniz, hayatınızda hüküm sürecek yepyeni bir Tanrı’nın varlığını ve yeni bir hayatı kabul etmeniz gerekir. İsa vaazlarında bu mesajı vermekten hiç vazgeçmemiştir. Dirilişinden sonra, yani cennete geri dönmeden önce, öğrencilerine görünmüştür. Luka 24. Bölüm 47. Ayette İsa, öğrencilerinin tövbe ve günahların bağışlanması konusundaki çağrısını Yeruşalim’den başlayarak bütün uluslara duyurmasını istemiştir. Peki, öğrencilerin duyurması gereken mesaj neydi? Tövbe ve günahların bağışlanması. Bu yeni krallığı herkese duyuracaklardı ancak bunun için öncelikle kendilerinin tövbe etmesi gerekiyordu. İsa’nın öğrencilerine söylediği son söz bu değildi. Bu, belki onun bu dünyadayken söylediği son sözdü ancak Vahiy Kitabı’na dönecek olursak, İsa’nın kiliselere hitaben söylediği, kutsal yazılarda kayıt altına alınmış en son sözlerini, orada bulabiliriz. Vahiy 2 ve 3. Bölümlere baktığınızda görmenizi istediğim şey, Büyük Görev’in İsa’nın kiliselere söylediği son sözle verilemediği, hatta bunun İsa’nın Matta 28:19’da söylediği “Bütün ulusları öğrencilerim olarak yetiştirin sözü kadar önemli olmadığıdır. İsa’nın Kutsal Yazılarda kiliselere hitaben söylediği son söz, tövbeye çağrıdır. Vahiy 2. ve 3. Bölümlerden hatırlayacağınız üzere İsa, Asya’daki yedi kiliseye bir haberci göndermişti ve bu yedi kiliseden beşine tövbe etmelerini buyurmuştu. Ayrıntılara girmeden önce İsa’nın bu kiliselerden bazılarına neler söylediğine şöyle bir bakmamızı istiyorum. Bu bölümleri okuduğunuzda İsa’nın “Daha güçlü bir evanjelist programına ihtiyacınız var.” ya da “Misyona daha sıkı bağlı olmanız lazım.” veya “Topluluğunuza, topluluğunuzdaki gençlere ulaşmak için daha fazla çaba göstermelisiniz” türünden şeyler söylediğine şahit olmayız. İsa’nın yedi kiliseden beşine söylediği şey şudur; “Tövbe etmelisiniz”. Bu kiliselere baktığımızda her birinin birbirinden olumlu özelliklere sahip olduğunu görürüz. Hatta bazılarının öylesine olumlu özellikleri vardı ki, İsa bu özelliklerinden dolayı onları övmüştü. Ancak tövbe etmelerini gerektiren konuları da göz ardı etmemişti. Örneğin ikinci bölüme bakın. Burada bahsi geçen yedi kiliseden ilki Efes’teki kilisedir. Bu kilise pek çok övgü almıştır. Onlar için söylenmiş pek çok güzel şey vardır.

İsa onların çalışkanlıklarından, dayanıklı olmalarından, muhakeme yeteneklerinden, doktrinlerinin doğruluğundan, saf ve temiz oluşlarından, Tanrı Sözü’ne olan sadakatlerinden söz eder. Ancak Vahiy 2:4’te “Ne var ki, bir konuda sana karşıyım: Başlangıçtaki sevginden uzaklaştın.” demeyi de ihmal etmez ve 5. Ayette şu talimatı verir; “Bunun için, nereden düştüğünü anımsa!”. Bu şu demektir; yapmakta olduğun bütün iyi işlere rağmen, düşmüş olduğunu kabul etmen gerekiyor. “Bunun için, nereden düştüğünü anımsa! Tövbe et ve başlangıçta yaptıklarını sürdür. Tövbe etmezsen, gelip kandilliğini yerinden kaldırırım.” diyor. Yani “(Anahtar kelime neydi? Tövbe!) Evet, tövbe etmezsen ışığını söndürürüm ve seni işe yaramaz hale getiririm. ” demek istiyor.

Çıkış: Leslie: Tarımsal faaliyetlerdeki aşamaları ele alalım. İlk etapta oldukça uzun süren bir çift sürme aşaması vardır. Sonra ekim ve dikim zamanı gelir. Ürünlerimizin hasadını yapana kadar oldukça uzun bir süre beklememizi, sabretmemizi gerektiren basamaklardır bunlar. Çift sürme işlemi, toprağı tohumları kabul etmeye hazır hale getirir. Bizler halen çift sürme aşamasındayız. İçinizden “Acaba sonsuza dek çift mi süreceğim?” diyor olabilirsiniz. Aslına bakarsanız cevap “Hayır”. Ancak bu hafta boyunca çift sürmeye devam edeceğimizi söyleyebilirim. Daha sonra, yani yüreklerimizin toprağı tohumları almaya hazır hale geldiğinde ekim dikim yapma fırsatları da karşımıza çıkacaktır. Size söz veriyorum, bizimle ve Tanrı’nın yürekleriniz için yaptığı işlerle kalmaya devam ederseniz, gün gelecek doğruluğunuzun hasadını yapacaksınız. Gelecek programda tövbe hakkında konuşmaya devam edeceğiz. Lütfen siz de bize katılmayı ihmal etmeyin.

The online Rubik's Cube solver helps you to find the solution for your unsolved puzzle.

2.Hayatî Bir Mesaj 2

Giriş: Leslie: Tövbe, İsa’ya geldiğinizde bir defaya mahsus olmak üzere başa çıkacağınız bir durum değildir. Tövbe, her gün tekrarlanan bir süreçtir ve gerçek anlamda yaşamaya başlamanın işaretlerinden biridir.

Vahiy 2. Bölüm 12. Ayette bahsi geçen Bergama Kilisesi’ni ele alalım. Bergamalılar oldukça sorunlu bir bölgede yaşıyorlardı. Hatta İsa, bu bölgeden “Şeytan’ın tahtının bulunduğu yer” olarak bahseder. Bunun tam olarak ne anlama geldiğini bilemiyorum ama orada yaşamak isteyeceğimi de hiç zannetmiyorum. Her ne kadar burası yaşanması zor bir bölge olsa da İsa Vahiy 2. Bölüm 13. Ayet’te “..ismimi sıkı tutuyorsun, ve aranızda, Şeytanın oturduğu yerde, öldürülen sadık şahidim Antipasın günlerinde bile, bana olan imanını inkâr etmedin.” diyor. Yani “Şehit verdiniz ama yine de imanınızdan ödün vermediniz.” demek istiyor. Vaay! Ne kilise, değil mi! “Ne var ki,” diyor İsa, “birkaç konuda sana karşıyım” ve Kutsal Kitap’a açıkça aykırı olmasına rağmen kilisede oldukça yaygın olan bazı öğretilere göz yumduklarını dile getiriyor. Bahsi geçen öğretiler, sahte öğretilerdir ve İsa Vahiy 2:14’te onlara “...Aranızda Balam'ın öğretisine bağlı olanlar var.” demiştir. Balam, İsraillileri inançlarından ödün vermeye ve pagan ulusların ahlak dışı uygulamalarını benimsemeye yönelten sahte bir peygamberdi. İsa 15. Ayette “Bunun gibi, sizin aranızda da Nikolas yanlılarının öğretisine bağlı olanlar var” diyordu. Bu öğretiler, o günlerde Bergama Kilisesi’nde varlığını sürdüren, yaygın ancak yanlış doktrinlerdi. Bu yüzden İsa 16. Ayette “Bunun için tövbe et” diyor. Yani bu yoldan dön, değiş demek istiyor ve şöyle devam ediyor; “Yoksa yanına tez gelir, ağzımdaki kılıçla onlara karşı savaşırım”. Peki ama, İsa’nın ağzımdaki kılıç dediği şey nedir? Bu ifade, mevcut durumu değiştirmek üzere Tanrı Sözü’nün doğrulukla yükseleceği anlamını taşıyor. Vahiy 2. Bölüm 19 Ayette bahsi geçen Tiyatira Kilisesi’ni ele alalım. İsa onlara “Yaptıklarını, sevgini, imanını, hizmetini, sabrını biliyorum.” diyordu. Ancak 20. Ayette, “Ne var ki, bir konuda sana karşıyım.” diyordu. “Kendini peygamber diye tanıtan İzebel adındaki kadını hoşgörüyle karşılıyorsun. Bu kadın öğretisiyle kullarımı saptırıp fuhuş yapmaya, putlara sunulan kurbanların etini yemeye yöneltiyor.” 21 ve 22. Ayetlerde ise sözlerine şöyle devam ediyordu; “Tövbe etmesi için ona bir süre tanıdım, ama fuhuş yapmaktan tövbe etmek istemiyor. Bak, onu yatağa düşüreceğim; onun yaptıklarından tövbe etmezlerse, onunla zina edenleri de büyük sıkıntıların içine atacağım.” Vahiy 3. Bölümde bahsi geçen Sart Kilisesi’ni ele alalım. İsa, bu bölümün 1. Ayetinde onlara “Yaptıklarını biliyorum. Yaşıyorsun diye ad yapmışsın, ama ölüsün.” demişti. Bu, gerçeğin ta kendisidir. Haydi ama, dürüst olalım. Bunu geçen hafta konuşmuştuk. Manevi açıdan gerçekte ne durumdasınız? Bu konuda dürüst olun! İsa 3. Ayette sözlerini şöyle sürdürüyordu; “Bu nedenle neler aldığını, neler işittiğini anımsa. Bunları yerine getir, tövbe et!”. Daha sonra, Vahiy 3. Bölüm 15. Ayette, bu kez Laodikya’daki kiliseye benzer şekilde sesleniyor ve şunları söylüyordu; “Yaptıklarını biliyorum. Ne soğuksun, ne sıcak”. 17. Ayette ise sözlerine şöyle devam ediyordu; “Zenginim, zenginleştim, hiçbir şeye gereksinmem yok diyorsun; ama zavallı, acınacak durumda, yoksul, kör ve çıplak olduğunu bilmiyorsun”. İsa onlara, “Bıraktığın izlenim gerçeklerle örtüşmüyor. Herkes senin harika bir kilise olduğunu düşünüyor ama gerçekler böyle değil. İlgilenmen gereken bir takım sorunların var.” demek istiyordu. 19. Ayette sözlerine şöyle devam ediyordu; “Ben sevdiklerimi azarlayıp terbiye ederim. Onun için gayrete gel, tövbe et”. Bu, aslında Tanrı Sözü’nün tamamında yer alan bir ifade. Bu sabah kendi kendime düşünürken aklıma şu soru geldi;

İsa bugün bizim kilisemize gelseydi ve kilisemiz hakkındaki düşüncelerini söyleyecek olsaydı, acaba ne derdi? Bence Vahiy 3:19’da söylediklerinin aynısını söylerdi; “Ben sevdiklerimi azarlayıp terbiye ederim. Onun için gayrete gel, tövbe et”. Peki, İsa bugün sizin kilisenize gelseydi, kiliseniz hakkında neler söylerdi? Bence size de aynı şeyleri söylerdi; “Gayrete gel ve tövbe et”. Tövbe nedir? Nasıl bir armağandır? Tövbe kelimesi, Yunanca metonia sözcüğünden gelir. Bu, “zihniyeti değiştirmek” anlamına gelen birleşik bir sözcüktür. Tövbe bir çeşit değişimdir, düşünme biçimimizi değiştirmektir. Düşünme biçimimiz son derece önemlidir çünkü Süleyman’ın Özdeyişleri 23. Bölüm 7. Ayette söylendiği gibi "Çünkü [kişi] içinden nasıl düşünürse kendisi öyledir”. Düşünme biçimimiz yaşam biçimimizi etkiler. Bu nedenle düşünme biçimimizin değiştirmesi, yüreğimizin değişmesiyle, yüreğimizin değişmesi de yaşamımızın değişmesiyle sonuçlanacaktır. Tövbe ettikten sonra hayatınızın değişmemesi gibi bir durum söz konusu değildir çünkü zaten tövbenin kendisi değişimdir. Tövbe, kendimiz hakkındaki, Tanrı hakkındaki, günahın ne olduğu hakkındaki düşüncelerimizin değişmesidir. Bu, bizi Tanrı’nın nefret ettiklerinden nefret eder, Tanrı’nın sevdiklerini sever hale getiren topyekun bir değişimdir. Ancak bizler böyle doğmayız. Bizler, Tanrı’nın nefret ettiği şeyleri seven, sevdiği şeylerden nefret eden kişiler olarak dünyaya geliriz. Doğamız gereği bu böyledir. Ancak İsa’nın Kutsal Ruh’u, içimizde canlandığı zaman bizi değiştirmeye başlar. Kutsal Ruh bizi yepyeni bir insan yapar. Arzularımızı değiştirmeye başlar. Bizler, tövbe yoluyla O’na ulaşırız. Tövbe ve iman yoluyla O’na yaklaştıkça da O bizlere tövbenin ödülünü vermeye başlar. Böylece kendimizle, hal ve gidişatımızla, Tanrı’yla ve günahlarımıza ilgili mevcut yollarımızdan döner ve sürekli olarak Tanrıyla hemfikir biçimde yaşamaya başlarız. Tövbe, eskiden savunduğunuz her şeyin tam tersini savunmaya başlamaktır. Belli bir yönde ilerliyorken tamamen başka bir tarafa yönelmektir. Beysbol sopasıyla buluşan bir beysbol topunun, geri dönerken geldiği yönün tam aksi yöne doğru gitmesine benzetebiliriz bunu.

Çıkış: Leslie: Tarımsal faaliyetlerdeki aşamaları ele alalım. İlk etapta oldukça uzun süren bir çift sürme aşaması vardır. Sonra ekim ve dikim zamanı gelir. Ürünlerimizin hasadını yapana kadar oldukça uzun bir süre beklememizi, sabretmemizi gerektiren basamaklardır bunlar. Çift sürme işlemi, toprağı tohumları kabul etmeye hazır hale getirir. Bizler halen çift sürme aşamasındayız. İçinizden “Acaba sonsuza dek çift mi süreceğim?” diyor olabilirsiniz. Aslına bakarsanız cevap “Hayır”. Ancak bu hafta boyunca çift sürmeye devam edeceğimizi söyleyebilirim. Daha sonra, yani yüreklerimizin toprağı tohumları almaya hazır hale geldiğinde ekim dikim yapma fırsatları da karşımıza çıkacaktır. Size söz veriyorum, bizimle ve Tanrı’nın yürekleriniz için yaptığı işlerle kalmaya devam ederseniz, gün gelecek doğruluğunuzun hasadını yapacaksınız. Gelecek programda tövbe hakkında konuşmaya devam edeceğiz. Lütfen siz de bize katılmayı ihmal etmeyin.

  1. Hayatî Bir Mesaj 3

Giriş: Leslie: Tövbe, İsa’ya geldiğinizde bir defaya mahsus olmak üzere başa çıkacağınız bir durum değildir. Tövbe, her gün tekrarlanan bir süreçtir ve gerçek anlamda yaşamaya başlamanın işaretlerinden biridir.

Bu yazı dizisini hazırlarken yaptığım Kutsal Kitap çalışmalarında, Eski Ahit’te yer alan ifadelerden biri beni oldukça etkilemişti. Bu, Tanrı’ya dönüş ve ondan af dileme yönündeki bir buyruktu. Malaki 3. Bölüm 7. Ayette Tanrı, “Bana dönün, ben de size dönerim” diyordu. Ağıtlar 3. Bölüm 40. Ayette de “Davranışlarımızı sınayıp gözden geçirelim, Yine RABB e dönelim.” deniyor. Peki, Tanrı’ya dönmek ne anlama gelmektedir? Bence bu her şeyden önce bizim Tanrı’yı terk ettiğimiz, geriye doğru kaymakta olduğumuz ve ruhsal açıdan zina yaptığımız anlamını taşımaktadır. Tanrı’nın Eski Ahit’te pek çok kez kelimelerle çizdiği tablo budur. Ancak bunun pek de gurur duyulacak bir durum olmadığı ortadadır. Bizler genellikle bunu şöyle ifade etmeyi tercih ederiz; “Bir takım hatalar yaptım, evet. Ama kandırılmıştım, kafam karışıktı”. Tanrı da diyor ki “Hayır. Olay gerçekte nasıl olduysa öyle anlat”. Örneğin ben zina ettim, ben ilk aşkımı terk ettim, ben Tanrı’ya sadakatsizlik ettim de. Siz, ruhunuzu seven Tanrı’yı hayatınızın hangi noktalarında terk ettiğinizi anlayıp kabul edebileceğiniz bir noktaya ulaşana dek Kutsal Kitap’ın Tanrısını tanıyamazsınız. Bu ayet, öncelikle O’nu terk ettiğimiz konusunda hemfikir olmamız gerektiğine işaret ediyor, sonra da “Yine RABB’ e dönelim” diyerek bize Tanrı ile kopardığımız ilişkiyi tamir edip yenilememizi öneriyor. Rab, sevendir. O, bizimle iletişim halinde olan Tanrı’dır. O, bizi kendisiyle ilişki içinde olmaya davet ediyor. Tanrı, “Bana dönün” demekle aslında “İlişkimizi tamir edip yenilemek istiyorum” demeye çalışıyor ve sonrasında bize zihnimizi, kalbimizi ve gidişatımızı değiştirmeyi öneriyor. “Aslında sen eski gidişatından memnundun ama ben şimdi senden yepyeni bir yönde ilerlemeni istiyorum. Benden gittikçe uzaklaşıyordun. Ama artık Bana dönmeni istiyorum” diyor. “ Bana dön” ifadesi sizce de Tanrı’nın sevgisini ortaya koymuyor mu? O, merhametlidir. Affedicidir. Azim ve kararlılıkla bizi bekler. Demek istediğim, bu konulara kafa yormaya başladığımda yaklaşık 42-43 yıldır Tanrı ile beraber yürüyordum. Tanrı’ya karşı yüzlerce, binlerce kez küçük ya da büyük pek çok günah işledim (hoş, (ruhsal) zinanın büyüğü küçüğü olur mu onu da tartışırım). Buna rağmen Tanrı her defasında “Bana dön. Bana dön. Bana dön. Seni istiyorum. Seni istiyorum.” demeyi sürdürdü. Tövbe etmeye çağırmak olumsuz bir şey değildir. Bu Tanrı’nın, sevgili çocuklarına sunabileceği en olumlu özür fırsatıdır. Bu kararlı ve belirleyici yön değişikliğini, mezmur yazarı 119. Mezmur 59. Ayette; “Tuttuğum yolları düşündüm, Senin öğütlerine göre adım attım.” diyerek dile getirmektedir. Yani demek istiyor ki, tuttuğum yolları düşündüğüm zaman anladım ki Senin Sözün’e zıt düşen şeyler yapmışım. Tuttuğum yolları gözden geçirip tövbe ettim. Şimdi Senin Sözün uyarınca, Senin yoluna götüren adımlar atmaya başladım. İşte bu, tövbedir. Pavlus tövbenin ne olduğunu, Selaniklilerin nasıl putlara tapmayı bırakıp Tanrı’ya döndüklerini anlattığı 1. Selanikliler 1. Bölüm 9. Ayette açıklıyor. Onlar, putları bırakıp Tanrı’ya dönmüşlerdi. Sizin de kendi putlarınızdan yüz çevirip Tanrı’ya dönmeniz yeterlidir. Tanrı’ya dönmelisiniz. Yüreğinizi ve duygusal yakınlığınızı çalan şeylerden yüz çevirmeden Tanrı’ya dönmeniz mümkün değil. Siz, yaşayan ve gerçek olan Tanrı’ya hizmet etmek üzere putlarınızdan yüz çeviriyorsunuz. Tövbenin bir sefere mahsus bir deneyim olmadığını anlamamız lazım. Bu, yüreğinizde sürekli olarak kendini gösteren bir tutumdur. Bu, bir yaşam biçimidir. Mesele bir kez tövbe edip etmediğiniz değildir. Esas soru şudur; “Tövbe etmeyi sürdürüyor musunuz? Siz artık bir tövbekar mısınız? Tanrı’ya dönük tövbekar bir yüreğe sahip misiniz?” Bu, devamlı olarak “Rabb’im, seni mutlu etmek için, seninle iletişim kurmaya devam edebilmek için hayatımda bana günah olarak tanıttığın her şeyden; ya da yarın, öbür gün veya daha sonraki günlerde, her ne olursa olsun seni hoşnut etmeyeceğini bildireceğin bütün şeylerden yüz çevireceğim.” diyen bir yüreğin tutumudur. Bu, tövbekar bir yürektir. Hristiyan yaşamının temeli, başlangıç noktası tövbedir. İbraniler 6. Bölüm 1. Ayette yazar, inananları Hıristiyanlık inancının ilk ve en temel doktrinlerini “aşmaya” davet eder. “Aşmaktan” kasıt bunları terk etmek değil, bunlarda yetkinleşmeye doğru ilerlemektir. Bu bölümde ayrıca Hristiyanlığın temelinin, başlangıç noktasının ya da ABC’sinin neler olduğu da açıklanmaktadır. Tekrar ediyorum, İbraniler 6. Bölüm 1. Ayet. Diyor ki “Bunun için, ölü işlerden tövbe etmenin ve Tanrı'ya inanmanın temelini, [işte burada bu temelin içeriğini sayıyor] yeni baştan atmadan Mesih'le ilgili ilk öğretileri aşarak yetkinliğe doğru ilerleyelim”. Ölü işlerden tövbe etmek ve Tanrı’ya inanmak; işte Hristiyanlığın ABC’si budur. Alfabeyi bilmezseniz yazıları okuyamazsanız. Benzer şekilde, hayatınızda tövbe ve inanç temellerini atmadan Hristiyan yaşamında olgunlaşmaya devam etmeniz de mümkün olmayacaktır. Bu, en temel konudur. Başlangıç noktasıdır. Tövbenin her zaman, her zaman, her zaman ürün verdiğini görmemizi istiyorum. Tövbe, kalbî bir tutumdur. Zihniyetimizi değiştirmektir. İçsel bir şeydir. İnsanların ne düşündüklerini bilemeyiz. Yüreklerinde neler olup bittiğini göremeyiz. Ama tövbe, bize daima gözle görünür kanıtlar sunacaktır. Hayatımızda, yaşam biçimimizde, konuşma şeklimizde, başkalarıyla iletişimizde tövbe daima kendini gösterecektir. Tövbe, zihniyetimizi değiştirir. Zihniyetimiz değiştiğinde yüreğimiz değişir. Yüreğimiz değiştiğinde ise davranışlarımız değişir. Vaftizci Yahya’nın, vaftiz olmak üzere Ürdün Nehri’ne gelen kalabalık insan topluluklarına vaaz verirken tövbeyle ilgili neler söylediğini hatırlıyor musunuz? Günahlarının bağışlanması için tövbe etmeleri gerektiğini duyuruyordu. Yahya, kendisi tarafından vaftiz edilebilmek için etrafına toplanan insanlara Luka 3:7’de şunları söylüyordu; “Ey engerekler soyu! Gelecek gazaptan kaçmak için sizi kim uyardı?”. Bu konuşmayı yaparken kendine daha fazla taraftar toplamak gibi bir amacının olmadığını tahmin dersiniz. Peki ya siz, cehennemden kaçmak için bir acil çıkışına ihtiyacınız var mı? Peki, sonsuza dek geçerli bir hayat sigortanız olsun ister miydiniz? Bunları ancak ve ancak kurtuluşa ulaştığınızda elde edebilirsiniz, bu kesin. Luka 3. Bölüm 8. Ayette Vaftizci Yahya diyor ki “Bundan böyle tövbeye yaraşır meyveler verin!”. Vaftizci Yahya demek istiyor ki “Eğer siz gerçek anlamda tövbekarsanız, benim gelip de üzerinize bir miktar su dökmemle yetinmeyin. Bu, herhangi bir dönüşümün kanıtı değildir. Bu sadece suyla ıslatılmaktır, bundan ibarettir. Sizler eğer Mesih’in krallığındaysanız, O’nun krallığının bir üyesi gibi yaşamanız gerekiyor”. “Eğer yüreğiniz yenilenirse; yeni şeyler arzu etmeye başlarsınız, yeni değerleriniz olur, yepyeni bir yaşam tarzınız olur”. Halk, 10. Ayette ona “Öyleyse biz ne yapalım?” diye soruyor. Bunun üzerine Vaftizci Yahya, insanların gündelik hayatlarında ne yapacaklarına dair daha net örnekler vermeye başlıyor ve 11. Ayette “İki mintanı olan birini mintanı olmayana versin, yiyeceği olan yiyeceği olmayanla paylaşsın.” biçiminde açıklamalar yapıyor. Vergi görevlileri de vaftiz olmak için ona geliyorlar ve 12. Ayette “Biz nasıl tövbeye yaraşır meyveler verebiliriz?” anlamına gelen sorular soruyorlar. Vaftizci Yahya 13. Ayette onları “Size buyrulandan çok vergi almayın.” diye yanıtlıyor. Yani insanları kandırmayın demek istiyor. İşte burası, tövbenin uygulamaya geçirildiği noktadır; maaşınla ilgili sızlanmayı bırak; işinle ilgili sızlanmayı bırak; insanları kandırmayı bırak; kocanı manipüle etmeyi bırak... “Tövbekar mısınız?” diye soruyor Yahya, “Vaftiz mi olmak istiyorsunuz? Öyleyse tövbekar olduğunuzu yaşamınızda gösterin”. Richard Owen Roberts’ın dirilişle ilgili muhteşem bir kitabı var. Roberts, kitabında “Gerçek tövbe kişiyi bir bütün olarak etkiler; tüm yaşam biçimini değiştirir ve asla son bulmaz” diyor. Bunu iyice kavrayabiliyor muyuz? “Gerçek tövbe kişiyi bir bütün olarak etkiler; tüm yaşam biçimini değiştirir ve asla son bulmaz”. Peki ya siz? Tövbekar mısınız?

Çıkış: Leslie: Tarımsal faaliyetlerdeki aşamaları ele alalım. İlk etapta oldukça uzun süren bir çift sürme aşaması vardır. Sonra ekim ve dikim zamanı gelir. Ürünlerimizin hasadını yapana kadar oldukça uzun bir süre beklememizi, sabretmemizi gerektiren basamaklardır bunlar. Çift sürme işlemi, toprağı tohumları kabul etmeye hazır hale getirir. Bizler halen çift sürme aşamasındayız. İçinizden “Acaba sonsuza dek çift mi süreceğim?” diyor olabilirsiniz. Aslına bakarsanız cevap “Hayır”. Ancak bu hafta boyunca çift sürmeye devam edeceğimizi söyleyebilirim. Daha sonra, yani yüreklerimizin toprağı tohumları almaya hazır hale geldiğinde ekim dikim yapma fırsatları da karşımıza çıkacaktır. Size söz veriyorum, bizimle ve Tanrı’nın yürekleriniz için yaptığı işlerle kalmaya devam ederseniz, gün gelecek doğruluğunuzun hasadını yapacaksınız. Gelecek programda tövbe hakkında konuşmaya devam edeceğiz. Lütfen siz de bize katılmayı ihmal etmeyin.

Perform bulk operations on your HTML document on any HTML tag. Choose to replace, delete the whole block, delete only the tag or delete the tag attributes only of the selected tags.

About the Speakers