Revive Our Hearts Dijital ses dosyası

— Audio Player —

Part 1 Part 2 Part 3

Grace Kanalları

8.Lütuf Kanalları 1

Leslie: Çevrenizdeki insanlar Tanrı’nın lütfundan faydalanabiliyor mu? Karşınızda Nancy Leigh DeMoss.

Tanrı bizden yalnızca lütfunu almamızı beklemiyor. O’nun lütfunu aktaran kanallar olmamızı da bekliyor. Böylece Tanrı kurtaran, kutsayan, dertlerimize deva olan lütfunu hayatlarımıza akıtırken bizler de bu lütfu sadece depolamakla yetinmez aynı zamanda Tanrı’nın lütfunu aracılığımızla gösterebileceği birer araç haline geliriz. Son birkaç program boyunca bu konu üzerine düşünürken siz de kendinizi Tanrı’ya minnettar hissettiniz mi? Muhteşem lütuf, büyüleyici lütuf, inanılmaz lütuf... Hiç birimiz Tanrı’nın lütfundan ayrı olarak bir şey yapamayız. Hayatımızın her anında Tanrı’nın lütfuna ihtiyacımız var. Daha önce Tanrı’nın kurtarıcı lütfu hakkında konuşmuştuk. Şu bir gerçek ki bizim Tanrı’yla birlikte doğru yolu bulup aklanmamızı sağlayan şey de yine O’nun lütfudur. Evet, Tanrı’nın günahlardan kurtaran lütfundan söz ediyorduk. Bizleri gün be gün İsa Mesih’in görünümü ve benzerliğine dönüştüren süreç de Tanrı’nın lütfunu içermektedir. Bizleri günahın güçlü etkisinden koruyan, işte bu kurtarıcı lütuftur ve bizler İsa Mesih’e iman edip O’na güvendiğimiz zaman günahlarımızın cezasından kurtarılırız. Günün birinde günahın kendisinden bütünüyle kurtulacağız ve bir daha onunla mücadele etmek zorunda kalmayacağız. Ancak o zamana kadar Tanrı’nın bizi günahın pençesinden kurtaran ve özgürleştiren lütfu, hayatlarımızda daima yerini alacaktır. Tanrı bizi günahlarımızdan dolayı suçlu bulduğunda bununla başa çıkabilmek, bize gösterdikleri konusunda Tanrı’yla hemfikir olabilmek ve “Tanrım, lütfen beni bağışla” diye yalvarabilmek için de yine Tanrı’nın lütfuna ihtiyacımız olduğunu konuşmuştuk. Tanrı’ya itaat etmemizi ve O’nun sözüyle uyum içinde yaşayabilmemizi sağlayan şey de yine Tanrı’nın kendi lütfudur. Bu lütuf bize Tanrı’yı memnun etme konusunda istek ve güç verir. İşte kurtarıcı lütuf dediğimiz şey, tüm bunları kapsamaktadır. Şimdi yeniden sormak istiyorum; bütün bu lütufları için Tanrı’ya minnettar değil misiniz? Yine bir önceki programımızda Tanrı’nın dertlerimize deva olan lütfundan söz etmiştik. Bu lütuf küçük veya büyük ölçeklerde bize ulaşabilir ve bizler hayatımızın her döneminde, karşımıza çıkabilecek her durumda yaşayacağımız güçlüklere, acılara, sancılara, kayıplara göğüs gerebilmek için Tanrı’nın lütfuna ihtiyaç duyarız. Evliliklerimiz sıkıntı ve mücadele içinde geçer. Mesela Kim adında bir arkadaşımın verdiği mücadele aklıma geliyor. Kim’in babası kanser hastası ve tüm aile toplanan yardımlarla geçinmeye çalışıyor. Biliyorum ki şu anda bizi dinleyenler arasında önemli kararlar vermek durumunda kalan kişiler var ve maddi sıkıntılarla baskılar hayatımızın bir parçası haline geldi. İş yerlerimizde baskı ve sıkıntılar var. Kariyerimizle ilgili sorunlar yaşıyoruz. Bu sıkıntılar ister küçük ister büyük boyutta olsun, bizim her koşulda Tanrı’nın lütfuna ihtiyacımız var. Bizi zor duruma sokan, üzerimizde baskı oluşturan ve “Tanrım, Sensiz ben bunu başaramıyorum” diye yakarmamıza yol açan işte bu tür durumlardır. Yıllardır hep söylerim, “Tanrı’ya ihtiyaç duymamı, O’na çaresizce ihtiyaç duymamı, “Tanrım, yardım et!” diye haykırmamı sağlayan her şey aslında bir lütuftur”. Göklerdeki Babamızın yüreğinde “Tanrım yardım et” yakarışı kadar gerçek ve kıymetli bir başka dua var mıdır bilmem. Geçen hafta tanıştığım bir adam bana ailesiyle birlikte yaşamakta oldukları bir takım sıkıntılardan bahsetti. Bu adam İsa Mesih’e inanan biri değildi ama ailecek çok büyük kayıplar yaşamışlardı. Çok acı çekmiş, mücadeleler vermişlerdi ve halen de pek çok sorunla mücadele ediyorlardı. Ona yalnızca; “Yaşadığınız bu sıkıntılar, onlar hayatınızda hiç yokken aramadığınız şekilde Tanrı’yı aramanız için üzerinizde bir baskı unsuru oluşturuyor.” diyebildim. Evet, bizi Tanrı’ya yönelten şeyler çektiğimiz acılar ve vermek zorunda kaldığımız mücadeleler. Ama hayatlarımıza Mesih’i bir kez aldığımızda, Elisabeth Elliot’un da dediği gibi trafikten vergilere hatta tümörlere kadar aklınıza gelebilecek her şey, tüm bu mücadeleler, baskılar, sıkıntılı durumlar bizi Tanrı’ya yakarmaya götüren birer araca dönüşüyor. O zaman yardıma ihtiyacımız olduğunu kabul ediyoruz. “Tanrım, sana ihtiyacım var” diyoruz ve Tanrı, tıpkı bahsettiğimiz o ambulans gibi çağırdığınız anda, hiç vakit kaybetmeden ihtiyaç duyduğunuz yere yetişiyor. Biz “Yardıma ihtiyacım var” dediğimizde Tanrı, her şeye gücü yeten lütfu aracılığıyla bize yardımını gönderiyor. İhtiyaç duyduğunuz şey her ne olursa olsun, Tanrı’nın lütfu hepsinden daha büyüktür. Peki bizler, şu anda, içinde bulunduğumuz bu durumda Tanrı’nın lütfunun bize yeteceğini ne sıklıkla kendimize hatırlatmalıyız? Yüzleşmekte olduğum şey her ne olursa olsun, Tanrı’nın lütfundan daha güçlü olamaz. Tanrı’nın lütfu beni sadece yaşamakta olduğum güçlüklerden kurtarmakla kalmaz, aynı zamanda tüm bu zorlukların içinden güçlenerek ve yetkinleşerek çıkmamı da sağlar. Bizler hem kendimize hem de birbirimize Tanrı’nın lütfunun ne kadar büyük olduğunu sıkça hatırlatmalıyız. Bugün Tanrı’nın lütfunun bir başka yönüne odaklanmak istiyorum. Buna hizmet lütfu diyorum.

Tanrı’ya olması gerektiği gibi hizmet edip tapınabilmek için bu lütfa ihtiyacımız var. Yeni Ahit’te hizmet etme ve tapınma sözcükleri kimi zaman eş anlamlı olarak kullanılmış, kimi zaman da hem Tanrı’ya hizmet etmek hem de Tanrı’ya tapınmak anlamına gelen bir Yunanca kelimeyle karşılanmıştır. Tapınmak, bir tür hizmet eylemidir ve hizmet etmek de bir çeşit tapınmadır. Bunu doğru düzgün yapabilmek için de Tanrı’nın lütfuna ihtiyaç duyarız. Gördüğünüz gibi Tanrı bizden yalnızca lütfunu almamızı beklemiyor. O’nun lütfunu aktaran kanallar olmamızı da bekliyor. Böylece Tanrı kurtaran, kutsayan, dertlerimize deva olan lütfunu hayatlarımıza akıtırken, bizler de bu lütfu sadece depolamakla yetinmez aynı zamanda Tanrı’nın lütfunu aracılığımızla gösterebileceği birer araç haline geliriz. Bir defasında “Bizler lütfu tıpkı nefes gibi içimize çekmeli ve sonra yine nefes gibi dışarı vermeliyiz” diyen birini duymuştum. Bu, Tanrı’nın lütfunu alma konusunda hayatın bütününe yayılan harika bir düşünme biçimi. Günahlarınız için, verdiğiniz mücadeleler için, kutsanmak için, kurtuluşunuz için Tanrının lütfunu bir nefes gibi içinize çekin. Neye ihtiyacınız olursa olsun, daima bir soluk gibi O’nun lütfunu içinize çekin ve aynı şekilde dışarıya verin. John Bunyan, “Lütuf olmadan hiçbir şeyi gerektiği gibi yapamayız” diyor. Bizim hem kendi hayatlarımız için hem de çevremizdeki insanlara yardımcı olabilmek için lütfa ihtiyacımız var. Bunu ancak Tanrı’nın lütfuyla yapabiliriz. Çıkış: Leslie: Tanrı’nın lütfunun Yüreklerin Uyanışı programı dinleyicilerinin hayatlarına bugün hangi yollardan akabileceğini düşünmek bizi çok heyecanlandırıyor. Eğer bugün konuştuklarımız sizde Tanrı’nın lütfunu hangi yollarla gösterebileceğimiz konusunda bir fikir uyandırdıysa, bunu bizimle paylaşır mısınız? Nancy yarın nasıl birer lütuf kanalı haline gelebileceğimiz konusunda konuşmaya devam edecek. Lütfen siz de bize katılın...

9.Lütuf Kanalları 2

Leslie: Çevrenizdeki insanlar Tanrı’nın lütfundan faydalanabiliyor mu? Karşınızda Nancy Leigh DeMoss.

Gelin, Tanrı’ya hizmet etmemiz gereken belirli alanlara dikkatimizi verelim. Tanrı'nın Kendisine ve çevremizdeki insanlara hizmet etme yeteneğini, bu olağanüstü fırsatı bize vermesine odaklanalım. Aklımıza gelen ilk şey, lütfu diğer insanlara konuşmalarımızla aktardığımızdır. Tanrı bize lütuf verir, böylece biz de dilimizle diğer insanlara lütuf aktaran sözler söyleyebiliriz. Efesliler 4. Bölüm 29. Ayette Elçi Pavlus, “Ağzınızdan hiçbir yararsız söz çıkmasın” diyor. Bu bazı çevirilerde “gereksiz söz” olarak da geçmektedir.

Kısacası Pavlus, gereksiz, ortamı bozacak, mevcut durumu ya da ilişkileri kötü yönde etkileyecek konuşmalardan kaçınmamızı söylüyor. Bu tarz sözlerin ağzımızdan çıkmaması gerekiyor. Öyleyse bu talimata uymak için Tanrı’nın lütfuna ihtiyacımız var. Kim bilir kaç kez ağzımızı açıp birilerine akıl vermek istemişizdir? Susmak, hatta kimi zaman tek söz etmemek için Tanrı’nın lütfuna ihtiyaç duyarız. Sonrasında, tıpkı Efesliler 4:29’da tarif edildiği gibi “yapıcılığa katkıda bulunabilen, dinleyicilerin canına can katan yararlı sözler” söyleyebilmek için de yine Tanrı’nın lütfuna ihtiyacımız vardır. Bizi dinleyenlere bu lütfu verebilmek içinse dilimizi ve sözcüklerimizi kullanırız. Peki, Tanrı’nın lütfu nedir? Tanrı’nın lütfu, şu anda yanımızda olmasına ihtiyaç duyduğumuz Tanrısal kaynaktır. Lütuf veren sözler söylemekten bahsettik. Peki bunlar ne tür sözlerdir? Bunlar ortama ve duruma uygun, insanlara ihtiyaç hissettikleri noktalarda lütuf aktaran sözlerdir. Eğer cesareti kırılmış veya depresyona girmiş biriyle konuşmanız gerekirse, o kişiye teşvik ve lütuf verecek sözler söyleme konusunda Tanrı’nın sizi lütfuyla doldurmasına ihtiyacınız olur. Örneğin bir konuda karar vermekte zorlanan, Tanrı’nın bu konudaki isteğinin ne olduğunu anlamaya çalışan biriyle konuşmanız gerekebilir. Bu kişi ne yapması gerektiğini bilmiyordur. Bilgeliğe ihtiyacı vardır. Bu durumda Tanrı’ya şöyle yakarabilirsiniz; “Tanrım, lütfen bana bilgelik ver ki bu durum karşısında senin lütfunu aktaran sözler söyleyebileyim. Sözlerim bu kişiye doğru kararı vermesi konusunda yardımcı olsun. Ya da bu durumdaki bir kişiye senin lütfunu aktararak nasıl yardımcı olabileceğim konusunda bir ayeti bana hatırlat”. Bir başka örnek de şöyle olabilir; diyelim ki iki tane çocuğunuz var ve birbirleriyle kavga ediyorlar. Birbirlerine kesinlikle lütuf dolu sözler söylemiyorlar ve siz bütün gün bununla uğraştınız. Sürüp gitmekte olan bu kardeş kavgalarından artık bıktınız ve tahammül gücünüz kalmadı. Yüreğinizin huzura ermesi için Tanrı’nın lütfuna ihtiyacınız var. Bu duruma lütufla müdahale edebilmek için ihtiyacınız olan şey, Tanrı’nın size vereceği lütuf dolu sözlerdir. Başka bir örnekte ise eşinizin iş yerinde zor bir gün geçirdiğini ve akşam eve geldiğinde sizinle pek de kibar bir tonda konuşmadığını varsayalım. İş yerinde bütün sabrını tüketmiş olan eşiniz daha kapıdan girer girmez anlamıştınız zaten yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu. Muhtemelen hassasiyetinin asıl nedeni o an gelişen olaylar değildi. Sizin ona vereceğiniz tepkiler konusunda lütfa ihtiyacınız var. Kaba , keskin ve sert cevaplar vermemeniz gerekiyor. Bunun yerine ortama lütuf yansıtacak, ihtiyaca yönelik ve duruma uygun sözcükler seçmeniz lazım. Pavlus, Koloseliler 4. Bölüm 6. Ayette “Sözünüz her zaman cana can katar nitelikte, tuzla tatlandırılmış olsun ; öyle ki, herkesi nasıl yanıtlamanız gerektiğini bilesiniz.” diyor. Öyleyse bizler de şöyle dua edebiliriz;

“Tanrım hayatlarımıza lütfunu dök ki biz de sözlerimiz aracılığıyla senin lütfunu diğer insanlara aktarabilelim”. Böylece bize verdiği lütufla Tanrı’ya tapınıp hizmet edebiliriz. İbraniler 12. Bölüm 28. Ayette “Böylece sarsılmaz bir egemenliğe kavuştuğumuz için minnettar olalım. Öyle ki, Tanrı’yı hoşnut edecek biçimde saygı ve korkuyla tapınalım.” deniyor. Tanrı’nın lütfundan ayrı olarak, O’nun sağlayışı olmadan kiliseye gidip Tanrı’ya hizmet edemezsiniz, misafirperverlik hizmetinde bulunamazsınız, herhangi bir Kutsal Kitap çalışmasına katılamaz ya da küçük bir grubu yönetemezsiniz, Tanrı’ya kişisel olarak tapınamazsınız, O’na hizmet edemez ve hiçbir biçimde tapınma gerçekleştiremezsiniz. Yalnız kendi elimizin emeği olan şeyler Tanrı için makbul değildir. O’nun için kabul edilebilir olan tek tapınma ya da hizmet türü, Kendi lütfu aracılığıyla yapılanlardır. Bunu en iyi anlayan kişi Elçi Pavlus’tur. Pavlus, 1. Korintliler 15. Bölüm 10. Ayette “Ama şimdi neysem, Tanrı’nın lütfuyla öyleyim.” diyor. İşte bu, kutsayan ve kurtaran lütuftur. Pavlus, “O’nun bana olan lütfu boşa gitmedi.” diye devam ediyor. Yani Tanrı’nın verdiği lütuf nafile değildi. Bir hiç uğruna verilmemişti. Ayetin devamında ise Pavlus, diğer havarilerden bahsederek “Elçilerin hepsinden çok emek verdim” diyor ve ardından da “Aslında ben değil, Tanrı’nın bende olan lütfu emek verdi.” diye ekliyor. Yani demek istiyor ki, “Tanrı’nın lütfu benim hayatımı doldurmaya başladıktan sonra ben Tanrı’nın lütfunun aktığı bir kanala dönüştüm. Tüm o zorlu çalışmalar, katlanmak zorunda kaldığım mücadeleler, yıllar yılı verdiğim emekler, başkaları uğruna gönüllü olarak harcadığım tüm o çabalar, bütün bunlar Tanrı’nın lütfu sayesindeydi”. Şu anda yapmakta olduğum hizmeti ve Tanrı’nın hayatımı O’nun sözünü yaymaya adamam yönündeki çağrısını düşündüğümde buna içimden gelerek “Amin” demek istiyorum. Tanrı Sözünün içimde gerçek anlamda yer etmesi ve ihtiyacı olan kişilere de benim aracılığımla ulaşması konusunda sadece ve yalnızca Tanrı’nın lütfuna güveniyorum. Şimdi de Yeni Ahit’te yer alan ruhsal armağanlar konusundan biraz bahsedelim çünkü bu da Tanrı’nın Kendisine ve diğer insanlara hizmet etmemiz için sağladığı lütuflara örnek teşkil etmektedir. Size bu konuya işaret eden, örneğin Romalılar 12. Bölüm 6.’dan 8.’e kadar olan kısımdan bir parça okumama izin verin. Burada Pavlus, “Tanrı’nın bize bağışladığı lütfa göre, ayrı ayrı ruhsal armağanlarımız vardır.” diyor. Bunları kullanalım. Bu ayetlerde armağanlar diye tercüme edilen sözcük için orijinal metinde Yunanca charisma sözcüğü kullanılmıştır. Burada bahsi geçen armağanlar, Tanrı’nın lütfuna göre değişiklik gösteren ruhsal armağanlardır. Yunancada lütuf sözcüğünün karşılığı charis’tir ve charis (lütuf ) sözcüğüyle charisma (armağan) sözcükleri aynı kökten gelmektedir. Tanrı yaşamlarımızı lütfuyla doldurdu.

Bu Tanrı’nın charisi, yani yaşamlarımıza döktüğü lütfudur. Bu lütfun bir diğer ifadesi de Tanrı’nın bizlere verdiği bir veya birden fazla ruhsal armağandır. Bu ruhsal armağanlara charisma yani lütuf armağanları diyoruz çünkü bize Tanrı’nın lütfu sayesinde verildiler. Aynı şekilde bu armağanlar Tanrı’nın lütfu sayesinde kullanılır hale gelirler ve diğer insanlara lütfun aktarılmasını sağlarlar. Pavlus “Bizim charismamız var” diyor. Yani armağanlara, Tanrısal lütuf ya da charis sayesinde bize verilen ruhsal armağanlara sahibiz. Bu bizim çalışarak elde ettiğimiz bir şey değil, bu tamamen bir armağan. Bunları doğal yetenekler veya yetiler olarak niteleyemeyiz. Bu, Tanrı’nın lütfudur. Tanrı’nın armağanlarıdır. Pavlus, “Bu armağanları kullanın” diyor, “Onları devreye sokun”.

Çıkış: Leslie: Tanrı’nın lütfunun Yüreklerin Uyanışı programı dinleyicilerinin hayatlarına bugün hangi yollardan akabileceğini düşünmek bizi çok heyecanlandırıyor. Eğer bugün konuştuklarımız sizde Tanrı’nın lütfunu hangi yollarla gösterebileceğimiz konusunda bir fikir uyandırdıysa, bunu bizimle paylaşır mısınız? Nancy yarın nasıl birer lütuf kanalı haline gelebileceğimiz konusunda konuşmaya devam edecek. Lütfen siz de bize katılın...

10.Lütuf Kanalları 3

Leslie: Çevrenizdeki insanlar Tanrı’nın lütfundan faydalanabiliyor mu? Karşınızda Nancy Leigh DeMoss.

Tanrı’nın size verdiği lütfu, O’nun size verdiği armağanları, charis’i, charisma’yı başkalarına hizmet etmekte kullanın. Pavlus, Romalılar 12. Bölüm 6’dan 8’e kadar olan ayetlerde şunları söylüyor; “Birinin armağanı peygamberlikse, imanı oranında peygamberlik etsin. Hizmetse, hizmet etsin. Öğretmekse, öğretsin. Öğüt veren, öğütte bulunsun. Bağışta bulunan, bunu cömertçe yapsın. Yöneten, gayretle yönetsin. Merhamet eden, bunu güler yüzle yapsın.” Pavlus, “Tanrı’ya ve diğer insanlara hizmet ederken bunu isteksizce, göreviniz olarak yapmayın. Coşkuyla yapın, sevinçle yapın, bolluk hissiyle yapın çünkü yaptığınız işi Tanrı’nın lütfuyla yapıyorsunuz.” demek istiyor. Tanrı’nın lütfunda sınır yoktur. O’nun lütfu bolluk, zenginlik ve coşkuyla dolu bir kaynaktır. Kim bilir kaç kez “Tanrım, benim artık bu durumda yapabileceğim hiçbir şey kalmadı.” demişimdir. Tanrı da “Ne güzel. Ben de tam olarak bunu duymak istiyordum. Bana ihtiyacın var mı?” demiştir. Ben de her seferinde “Evet Tanrım. Sana ihtiyacım var.” diye yanıt vermişimdir. O da “Tamam, seni lütfumla dolduracağım.” diyerek lütfunu oluk oluk üzerime akıtmıştır. Bu charisma, bu lütuf armağanı, Tanrı’nın bize hak etmediğimiz halde sağladığı bir ayrıcalıktır.

Tanrı’ya hizmet etmek de yine Tanrı’nın kendisi tarafından bize sağlanan özel ve olağanüstü bir fırsattır ve Tanrı’nın lütfuna duyduğumuz minnetin cevabı olarak bize verilir. Aynı anlayışı 1. Petrus 4. Bölümde de görürüz. 8. ve 9. ayetlerde Petrus “Her şeyden önce birbirinizi candan sevin. Çünkü sevgi birçok günahı örter. Söylenmeksizin birbirinize konukseverlik gösterin” diyor. Burada lütuftan söz edilmektedir. Petrus 10.ayette, “Her biriniz hangi ruhsal armağanı aldıysanız,” - yani Tanrı’nın lütfuyla aldığımız ruhsal armağandan, charismadan söz ediyor- “bunu Tanrı’nın çok yönlü lütfunun –yani charis’in- iyi kâhyaları olarak birbirinize hizmet etmekte kullanın” diyor. Lütuf, İsa’nın bedeninin bir parçası olmuş kişilerin hayatlarında çok yönlü olarak kendini göstermektedir. Peki ama neden? Bunun amacı nedir? Bu sayede Tanrı sonsuzlar dek görkem ve egemenliğin sahibi olan İsa Mesih sayesinde hayatın her alanında yüceltilebilmektedir, amin. Biz ruhsal armağanlarımızı alçakgönüllülük ve sevinçle bol bol kullandığımızda Tanrı da lütfunu üzerimize dökmeyi sürdürür. Böylece biz de Tanrı’ya ve diğer insanlara lütufla hizmet edebiliriz. Bu şekilde Tanrı yüceltilmiş ve beden inşa edilmiş olur. Şimdi de lütufla hizmet etmenin bir başka yönünden; bir diğer lütuf türü olan özveri lütfundan söz etmemek istiyorum. Bir gün bu başlık altında ayrı bir program dizisi yapmayı planlıyoruz. Ben bu başlığı seviyorum. Bu, Tanrı Sözü ‘nün içerdiği konular arasında benim en çok hoşuma gidenlerden biri. Tanrımız özverili bir Tanrı’dır. O, cömerttir. Lütufkardır. Buna benzer daha pek çok özelliğe sahiptir. Bizler Tanrı’nın işte bu cömert, özverili, lütufkar yüreğini yansıtmak üzere tasarlandık ve tüm bu nitelikler, özünde Tanrı’nın lütfunu barındırıyor. Elçi Pavlus, 2.Korintliler 8. Bölüm 1. Ayette sözlerine, “Kardeşler, sizlere Tanrı’nın Makedonya’daki kiliselerine sağladığı lütuftan söz etmek istiyoruz.” diye başlamaktadır. Siz hemen, “Ohooo,” diyebilirsiniz, “Bunlar kutsanmış kiliseler. Herhalde Tanrı onlara gerçek anlamda olağanüstü bir bereket sağlamıştır. Bu kiliseler o dönem maddi anlamda gerçekten çok iyi durumda olmalılar. Herhalde bina giderlerini de sorunsuzca karşılayabiliyorlardı”. Aslında o günlerde kilise binası giderlerinden söz etmek pek mümkün değildi. İlk kiliselerden biri olarak yalnızca varlıklarını sürdürmeye çalışıyorlardı. “Ne olursa olsun, Tanrı onları yine de ciddi anlamda bereketlemiş olmalı” diyebilirsiniz. Tanrı’nın bereketi dediğimizde aklımıza bolluk gelir çünkü. Pavlus, 2. Ayette “Büyük sıkıntılarla denendiklerinde, coşkun sevinçleri ve aşırı yoksullukları tam bir cömertliğe dönüştü.” diyor. Yani demek istiyor ki, “Evet, onlar Tanrı’nın lütfuyla bereketlenmişlerdi ancak bu sizin düşündüğünüz anlamda bir bereket değildi”. “Coşkun sevinçleri ve aşırı yoksullukları tam bir cömertliğe dönüştü”: Bu cümlede kullanılmış olan kavramlar kulağa ne kadar zıt geliyor değil mi?

Oysa bunlar lütufla ilgili sözcükler. Bunlar hizmet lütfuyla, özveri lütfuyla ilgili sözler. Bizim Tanrımız cimri bir Tanrı değildir. Tanrımız yoksul, imkanları kısıtlı bir Tanrı da değildir. Ancak bence kimi zaman özveride bulunma biçimimiz, cömertliğimizi yansıtma şeklimiz ya da hizmet ederkenki tavrımız insanlar üzerinde sanki Tanrı’nın yeterince kaynağı yokmuş ya da Tanrı sıkıntıya düşmüş gibi bir his oluşmasına neden olabiliyor. Tanrı tabii ki sıkıntıya düşmüş değil ve bizler O’nun çocukları olarak bizim aracılığımızla insanlara akacak olan coşkun bir lütfa sahibiz. Makedonya Kilisesi’nde ise durum elle tutulup gözle görülür, maddi anlamda bir özveriye dönüşmüştü. Pavlus 3. Ayette “Ellerinden geldiği kadarını, hatta daha fazlasını kendi istekleriyle verdiklerine tanıklık ederim.” diyor. Bu cömert lütuf, Tanrı’nın yüreğindeki cömertliğin bir yansımasıdır. Buradaki insanlar maddi varlıklarının ötesinde özgür iradelerini ortaya koymuşlardı. Bunu zorla değil memnuniyetle ve sevinç içinde yapıyorlardı. Pavlus, 4. Ayette “Kutsallara yapılan yardıma katkıda bulunma ayrıcalığının kendilerine verilmesi için bize yalvarıp yakardılar.” diyor. Yani bu insanlar demişler ki, “Pavlus, biz daha fazla şey vermek istiyoruz. Diğer imanlıların ihtiyaçlarını gidermek üzere daha fazla yardım yapmamız mümkün mü?” Bu nasıl bir ruhtur böyle! Cömertçe verebilmek için çok fazla şeye sahip olmanız gerekmiyor. Bunun için çok miktarda Tanrısal lütfa sahip olmanız yeterli ve Tanrı’nın çocukları olarak her birimiz zaten bu bol ve coşkun lütfa sahibiz. Tanrı bizi lütfuna kanal olmaya, Kendisinin lütuf kanalları olmaya çağırıyor. Lütfu tıpkı bir nefes gibi içinize çekin ve dışarı verin. Onu soluyun. Bu coşkun lütfu bir nefes gibi içinize çekin. Onu merhamet göstererek; insanlara hizmet yolunda kaynaklarınızı zamanınızı, emeğinizi ve yüreğinizi ortaya koyarak, yine tıpkı bir nefes gibi dışarı verin. 2. Korintliler 9. Bölüm 8. Ayette; “Her zaman, her yönden, her şeye yeterli ölçüde sahip olarak her iyi işe cömertçe katkıda bulunabilmeniz için, Tanrı her nimeti size bol bol sağlayacak güçtedir.” deniyor. Bu ayeti çok severim. Siz de böylesi bir bolluk bilinciyle mi hizmet ediyorsunuz? Kendinizi ve finansal kaynaklarınızı çocuklarınız için, eşiniz için, iş yeriniz için, yaptığınız hizmetler için seferber ediyor musunuz? Siz lütfu yansıtan biri misiniz yoksa bu konuda cimri misiniz? Vermekten kaçınan bir yapınız mı var? İnsanlar “Birlikte biraz zaman geçirebilir miyiz?” ya da “Sizinle biraz konuşabilir miyim?” dediklerinde bazen onlara karşı kızgınlık hissediyorum çünkü zamanımın çok az olduğunu düşünüyorum. Yapacak bir sürü işim var diyorum kendi kendime. Ama sonra durup düşünüyorum ve aklıma size bahsettiğim ayetler geliyor. O zaman diyorum ki “Tanrı’nın benim hayatıma döktüğü coşkun bir lütuf var. Bu nedenle bende de başkalarının yaşamına dökmeye yetecek kadar lütuf mevcut”.

Tanrı’ya hayatınızda sizin aracılığınızla lütfunu akıtmak istediği biri olup olmadığını sorun. Bunu hemen bugün yapın. Etrafınıza baktığınızda teşvik edici bir söze ihtiyaç duyan, Tanrı’dan aldığınız lütfu aktarmak isteyeceğiniz, Tanrı’nın da lütfunu sizin sözleriniz aracılığıyla aktarmak isteyeceği birini görüyor musunuz? Örneğin ihtiyacı olan biri için yemek pişirebilir, birinin ufak bir işini halledebilir veya sıkıntı çeken, ihtiyaç içindeki biri için durup dua edebilirsiniz. Sadece durun ve “Gel birlikte dua edelim” deyin. Böylece bir nefes gibi içinize çektiğiniz Tanrı lütfunu yine bir nefes gibi dışarı verebilirsiniz. Matta 10:8’de “Karşılıksız aldınız, karşılıksız verin.” deniyor. Tanrı beni de sizleri de diğer insanların yaşamlarına lütfunu akıtacağı birer kanal, birer araç olarak kullanmak istiyor. Tanrım, bizi kurtaran lütfun için sana teşekkür ederiz. Kutsayan lütfun için teşekkür ederiz. Dertlerimize derman olan lütfun için teşekkür ederiz. Bugün çektikleri sıkıntılar nedeniyle lütfuna ihtiyaç duyan kardeşlerim için de Sana dua ediyorum Tanrım. Ve Tanrım, birbirimize hizmet ederken de sana hizmet ederken de hepimizin Senin lütfuna ihtiyacı var. Bugün, en sıradan konuşmalarımızda bile, ağzımızdan çıkacak olan her kelimenin lütuf aktaran birer sözcüğe dönüşmesi için sana yakarıyorum. İşitecek kulağı olanların ihtiyaçlarına yönelik hizmette bulunabilmemiz için bize yardım et. Evdeki konuşmalarımızda, telefon görüşmelerimizde hatta elektronik postalarımızda lütufkar sözler sarf edebilmemiz için bize yardım et. Tanrım hizmet etmeye gönüllü olduğumuzda ya da insanlara kendimizden bir şeyler verirken bunu tıpkı senin bize yaptığın gibi cömert ve lütufkar bir biçimde yapabilmemiz için bizlere yardım et. Sen cömert, verici ve lütufkar bir Tanrısın. Bizler yaşamlarımızda senin o muhteşem, hayranlık uyandıran lütfunu yansıtmak istiyoruz. İsa’nın adıyla dua ediyorum, amin.

Çıkış: Leslie: Tanrı’nın lütfunun, Yüreklerin Uyanışı programı dinleyicilerinin hayatlarına bugün hangi yollardan akabileceğini düşünmek bizi çok heyecanlandırıyor. Eğer bugün konuştuklarımız sizde Tanrı’nın lütfunu hangi yollarla gösterebileceğimiz konusunda bir fikir uyandırdıysa, bunu bizimle paylaşır mısınız? Lütuf kanalları adlı program dizimizde bizlerle birlikte olduğunuz için teşekkür ederiz. Tekrar görüşmek dileğiyle.

About the Speakers