Revive Our Hearts Dijital ses dosyası

— Audio Player —

Sizi Kim Kaldırır

Giriş: Nancy: Şimdi kim beni merak edecek?” Tanrı merak edecek. Kendi kibrinizi kırarsanız, Tanrı sizi kaldırır. O ihtiyaçlarınızı karşılar. “Bir paspas olacağım o halde!” Bakın size ne diyeceğim, eğer eşinize tevazuyla ve uysal bir ruhla yaklaşırsanız, muhtelemelen eşiniz sizi öyle göklere çıkarır ki ancak bir teleskopla bulunabilirsiniz.

Leslie: Nancy ile yüreklerin uyanışına tekrar hoş geldiniz.

Diriliş için Rab’bi aramaya devam ederken, gurur konusunun basit bir konu olmadığını kabul etmemiz gerekir. Tanrı için çok hem de çok önemli bir konudur bu. Kutsal Yazılar Tanrı’nın gururlu olana karşı olduğunu ve gururlu kişiyi kendinden uzak tuttuğunu, alçakgönüllü olanaysa lütfunu yağdırdığını söyler. Birisi bana şöyle açıklamıştı: “Tanrı gururlu olanlara karşı savaş başlatır.”

Sizi bilmiyorum ama ben Tanrı’yı kendime yaklaştırmak istiyorum. O’na yakın olmak istiyorum. Ancak Tanrı’ya yakın olanların sadece alçakgönüllü, mütevazı, tövbekâr ve ezilen insanlar olduğunu görüyoruz. O halde hayatımda gurura dair her bir işaret benimle Tanrı arasında bir duvar örüyor. Beni Tanrı’dan uzak tutuyor. Tanrı’nın benden uzaklaşmasına sebep oluyor.

Tanrı’nın size karşı olduğunu düşünün. Gururumuza yenildiğimizde, kendimizi alçaltıp yanlışlarımızı kabul etmeyi reddedersek işte tam da bu olur. Kendi yaptığımız işlerin ve davranışlarımızın sorumluluğunu yüklenmezsek Tanrı’yı rakibimiz olmaya zorluyoruz.

Peki Tanrı gururlu olanlara ne yapıyor? Kutsal Yazılarda bu konudan sürekli bahsedildiğini görüyoruz. Daniel 4. Bölüm. Daniel kitabının belki de tüm teması bu: “kendini beğenmişleri alçaltmaya gücü yeter.” (37. Ayet)

Kendilerini alçaltmayı reddedenleri Tanrı bizzat kendisi alçaltacak. Tanrı kendini buna adamıştır. Kutsal Yazıların hepsinde de bunu görürüz. Gururlu olan cezalandırılır ve alçaltılır.

Tanrı’nın gururlu olanlara nasıl cevap verdiğiyle ilgili birkaç ayet okuyacağım size. Yeşaya 2. Bölüm 11. Ayet: “İnsanın küstah bakışları alçaltılacak, gururu kırılacak. O gün yalnız Rab yüceltilecek.”

Süleyman’ın Özdeyişlerinden birkaç ayet: “Küstahlığın ardından utanç gelir, ama bilgelik alçakgönüllülerdedir.” (11:2) “Rab kibirlinin evini yıkar.” (15:25) Bir düşünün. Evinizde gurur var mı? Evliliğinizde gurur var mı? Yüreğinizde gurur var mı? Tanrı diyor ki “Evinin aleyhine çalışacağım. Yıkacağım evini. Gururla dolu ne varsa yok edeceğim.”

“Rab yüreği küstah olandan iğrenir, bilin ki öyleleri cezasız kalmaz.” (Süleyman’ın Özdeyişleri 16:5)

“Gururun ardından yıkım, kibirli ruhun ardından da düşüş gelir.” (Süleyman’ın Özdeyişleri 16:18) “Kibir insanı küçük düşürür.” (Süleyman’ın Özdeyişleri 29:23) “Katlanamam tepeden bakan, gururlu insana.” (Mezmurlar 101:5)

Yeremya kitabına geçelim: “Küstah tökezleyip düşecek, onu kaldıran olmayacak.” (50:32) Ovadya kitabına geçelim: “Kartal gibi yükselsen de yuvanı yıldızlar arasında kursan da oradan indireceğim seni.’ Diyor Rab.” (1:4)

Tanrı’nın Sözü boyunca sürekli gördüğümüz bir ilke var: Kendini yüceltirsek Tanrı seni alçaltacaktır. Böyle yapacağına yemin ediyor. Şaşmayacaktır. Kendinizi yüceltirsiniz, bir insan olarak. Bir aile olarak. Bir kilise olarak. Bir ülke olarak. Bir iş yeri olarak. Dünyadaki ülkeler olarak. Kendinizi yüceltirsiniz, Tanrı da kendi zamanında, kendi yöntemiyle sizi alçaltır.

Ama olaya bir de şöyle bakmak gerek: Kendinizi alçaltırsanız Tanrı sizi yüceltecektir. Kendini alçaltanları, Tanrı’nın otoritesine boyun eğenleri yüceltecek. Şimdi hep beraber en güçlü alçakgönüllü bir Hristiyan örneğine bakalım. Bu kişi tabii ki de Mesih İsa.

Kutsal Kitaplarınızda Filipililer 2. Bölümü açın lütfen. Bu ayetleri büyük ihtimalle zaten biliyorsunuz ama ben kendime alçakgönüllülüğün ne olduğunu hatırlatmak için sık sık tekrar tekrar okuyorum. Rab’bi arayacaksak hem benim yüreğimin hem de sizin yüreğinizin bu yönde değişmesi gerekiyor. Kutsal Ruh’un getirdiği alçakgönüllülük ruhuna sahip olmamız gerekiyor.

Pavlus Filipililer 2. Bölümde bizlerle konuşmaya başlıyor. Daha sonra tüm kitapta alçakgönüllülükle ilgili neler dendiğini ve alçakgönüllülüğün özelliklerinin neler olduğunu okuyup çalışmak isterseniz tüm kitabı okumanızı öneririm.

Filipililer kitabında aynı zamanda gururun kanıtlarından da bahsedilmiş. Birbiriyle anlaşamayan iki kadının hikayesini hatırlıyor musunuz? Pavlus bu konuda “Birbirinizle anlaşmayı öğrenmelisiniz” diyor. Bu iki kadın kilisede çalışıyordu. Düşünün, günümüzde bile kiliselerimizde ne kadar fazla kadın var anlaşamayan.

Pavlus “Kendinizi alçaltın.” Diyor. Filipililer kitabının tam ortasında, 2. Bölümde bu dünyanın görmüş olduğu en alçakgönüllü, en yüce kişiden bahsediliyor: Rab İsa.

1.ve 2. Ayetlerde şöyle diyor: “Böylece Mesih’ten gelen bir cesaret, sevgiden doğan bir teselli ve Ruh’la bir paydaşlık varsa, yürekten bir sevgi ve sevecenlik varsa, aynı düşüncede, sevgide, ruhta ve amaçta birleşerek sevincimi tamamlayın.” Pavlus burada Bedene sesleniyor, kiliseye.

Pavlus “Filipi’deki dostlarım, Ankara’daki dostlarım, Samsun’daki dostlarım, Antalya’daki dostlarım veya her nerede yaşıyorsanız, kiliselerinizde bir olun. Uyum içinde yaşayın.” Diyor.

“Bu aramızda hiç anlaşmazlık veya uyuşmazlık olmayacağı anlamına mı geliyor?” diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Hayır, aranızda anlaşmazlıklar olacak ama bu anlaşmazlıklar sayesinde kendinizi alçaltıp birbirinizi sevme ve birlikte hareket edip Rab’bi hoşnut etme ayrıcalığına erişeceksiniz.

Çıkış: Leslie: Arkadaşlar, tevazu yolunu seçmek asla bir hata değildir. Sert konuştuğunuzda ilk af dileyen olup olamayacağınıza bakın. Tevazu konusu üzerinde devam ederken bir sonraki programımıza katılmayı unutmayın.

Giriş: Nancy: Şimdi kim beni merak edecek?” Tanrı merak edecek. Kendi kibrinizi kırarsanız, Tanrı sizi kaldırır. O ihtiyaçlarınızı karşılar. “Bir paspas olacağım o halde!” Bakın size ne diyeceğim, eğer eşinize tevazuyla ve uysal bir ruhla yaklaşırsanız, muhtelemelen eşiniz sizi öyle göklere çıkarır ki ancak bir teleskopla bulunabilirsiniz.

Leslie: Nancy ile Yüreklerin Uyanışına hoş geldiniz.

Nikahınızda şu sözleri duyarsınız, “Bir yastıkta kocayın.” Bu evliliğiniz boyunca eşinizin ve sizin farklılıklar göstermeyeceğiniz anlamına gelmez. Kendi fikirlerinizin olmadığı ya da bu fikirleri savunmamanız gerektiği anlamına da gelmez. Aslında bu sözün anlamı, karı-koca olarak kendinizi İsa Mesih’e adamanız gerektiğidir. Artık, “eşim böyle istiyor” veya “o doğru olanı yapıyor” gibi cümlelere yer yok. Yoksa büyük bir kargaşa çıkar.

Evlilik iki insanın bir araya gelip, kendilerini alçaltıp, birlikte İsa Mesih’in önünde diz çökmesiyle gerçekleşir. Bu iki insan İsa Mesih’e boyun eğip, “Rab bu evliliğin, bu evin, bu kilisenin kontrolü sende. Senin istediğin olsun. Benim istediğim değil, Rab, senin istediğin gerçekleşsin.” derler. Böylece tek bir vücut haline gelirler.

Pavlus Filipililer 2:3'te şöyle diyor: “Hiçbir şeyi bencil tutkularla ya da boş övünmeyle yapmayın.” Birileriyle kendinizi karşılaştırmayın. Bir başkasını yerin dibine sokup, kendinizi üstün göstermeye çalışmayın. “Her biriniz alçakgönüllülükle öbürünü kendinden üstün saysın.” Başka bir çeviride şöyle yazıyor: “Diğerlerini kendinizden daha saygın görün.”

Şimdi size bir şey sormak istiyorum. Eşinizi düşünün. Küçük grubunuzdaki insanları düşünün. İş arkadaşlarınızı düşünün. Birlikte yaşadığınız, çalıştığınız, birlikte kiliseye gittiğiniz onca insanı düşünün. Bu insanları kendinizden daha üstün sayıyor musunuz?

Eşinize alçakgönüllülükle yaklaşır, onu kendinizden daha üstün sayarsanız evliliğiniz baştan aşağıya değişecek.

“Peki benim halim ne olacak?” Tanrı sizinle ilgilenecek. Siz kendinizi alçaltın, Tanrı da sizi yüceltsin. İhtiyaçlarınızı karşılasın. “Paspas gibi olacağım, herkesin ezip geçtiği bir paspas!” Size şunu söyleyeyim: eşinize alçakgönüllülükle, mütevazı bir yürekle yaklaşırsanız; eşiniz sizi başının üstünde taşıyacak, uçuyormuş gibi hissedeceksiniz.

Tabi bunu kesin olarak bilemeyiz. Belki böyle olmayacak. Eşiniz Rab’be yüreğini açmamış olabilir. Ama yine de insanlar olarak, alçakgönüllülüğe karşı zayıflığımız var. Düşünün, çocuklarınız alçakgönüllü davransa, öğrenmeye açık, pozitif bir ruh haliyle size yaklaşsalar; onlarla daha çok ilgilenmek istemez misiniz? Veya kollarını kavuşturup size gözlerini devirseler, sürekli sözünüzü dinlemeseler, sizi tiye almasalar, nasıl hissederdiniz? Onlar size karşı gelse, siz de onların yaptığı her şeye karşı gelmek istemez misiniz?

Tanrı kibirlilere karşıdır, alçakgönüllüleriyse kendine yaklaştırır. Bu yüzden, “Her biriniz alçakgönüllülükle öbürünü kendinden üstün saysın.” diyor. Bunu başarabilmek için de Kutsal Ruha ihtiyacımız var. Çünkü sürekli alçakgönüllü olmak doğamızda yok.

Pavlus, Filipililer 2. bölüm 4. ayette şöyle diyor: “Yalnız kendi yararını değil, başkalarının yararını da gözetsin.” Yalnızca kendi çıkarınızı, kendi hobilerinizi, kendi ailenizi düşünmeyin. Başkalarının çıkarını da düşünün.

Birisiyle buluşmaya giderken düşünün, “Ne yaparsam bu kişi bana dertlerini açar? Yüreğinde tuttuğu neler var? Neye ihtiyacı olduğunu nasıl öğrenebilirim? Endişelendiği şeyler nedir?” Başka kişilerin hayatlarıyla da ilgilenin.

  1. ayetten 7. ayete kadar okuyalım: “Mesih İsa’daki düşünce sizde de olsun. Mesih, Tanrı özüne sahip olduğu halde, Tanrı’ya eşitliği sımsıkı sarılacak bir hak saymadı. Ama kul özünü alıp insan benzeyişinde doğarak ululuğunu bir yana bıraktı.” İşte alçakgönüllülük bu. Kul özünü almak.

“Kul olmak benim için bir problem değil, ama kimse beni hizmet etmeye zorlayamaz. Kime ne zaman, nasıl hizmet edeceğime ben karar vermek istiyorum.” diyebilirsiniz. Ama Tanrı ise size, “Hayır, İsa’nın yaptığı gibi yap. O kendini alçalttı, hiçbir itibarı kalmadı, kul özünü aldı ve insan benzeyişinde doğdu.” diyor.

Evrenin yaratıcısı dünyaya geliyor, kendisine ihanet edecek adamın ayaklarını yıkıyor, kul özünü alarak. Ailenizde veya kilisenizde hizmet ederken İsa’ya hiç olmadığınız kadar benziyorsunuz.

  1. ayet şöyle devam ediyor: “İnsan biçimine bürünmüş olarak ölüme, çarmıh üzerinde ölüme bile boyun eğip kendini alçalttı.” İşte başka bir alçakgönüllülük örneği: boyun eğmek. İtaat. Uysallık. Tanrı’nın otoritesine uymak. Tanrı’nın sözüne boyun eğdi. Tanrı’nın isteğine boyun eğdi. Tanrı’nın karşısına çıkardığı dünyanın yetkililerine boyun eğdi.

İtaati O'nu nereye götürdü? Ölüme! Canını vermeye, çarmıhtaki ölüme kadar götürdü. Peki ne oldu? Tanrı’nın ilkeleri yerine geldi. Kendini alçaltırsan, Tanrı seni yüceltir.

  1. ayetten 11. ayete kadar okuyalım: “Bunun için de Tanrı O’nu pek çok yükseltti ve O’na her adın üstünde olan adı bağışladı. Öyle ki, İsa’nın adı anıldığında gökteki, yerdeki ve yer altındakilerin hepsi diz çöksün ve her dil, Baba Tanrı’nın yüceltilmesi için İsa Mesih’in Rab olduğunu açıkça söylesin.”

Petrus, 1. Petrus 5:5'te şöyle açıklıyor: “Hepiniz birbirinize karşı alçakgönüllülüğü kuşanın.” Size meydan okuyorum; sabahları kalktığınızda üstünüzü değiştirip güzel kıyafetlerinizi giydiğiniz gibi, aynı şekilde alçakgönüllülüğü de kuşanmayı unutmayın. Hepiniz birbirinize karşı alçakgönüllülüğü kuşanın.

Sabah yatak odanızdan çıkmadan önce, alçakgönüllülüğü kuşandığınızdan emin olun. Eşinizi görmeden önce. Çocuklarınızı görmeden önce. İşe gitmeden önce, alçakgönüllülüğü kuşandığınızdan emin olun.

“Birbirinize karşı alçakgönüllülüğü kuşanın, çünkü Tanrı kibirlilere karşıdır, ama alçakgönüllülere lütfeder.” Bu lütuf sizin ve benim, tüm hayatımız boyunca, her gün her dakika ihtiyacımız olan bir şey. O’nu Aramak adlı programda bir hafta boyunca bu konu hakkında konuşacağız.

Kendimizi alçaltmayı öğrenmediğimiz sürece, Tanrı’nın lütfunun ne olduğunu tamamen anlayamayız. “Uygun zamanda sizi yüceltmesi için, Tanrı’nın kudretli eli altında kendinizi alçaltın.” (1. Petrus 5:6)

Size bir şey söylemek istiyorum; bunu yıllar boyunca tekrar tekrar söylüyorum ve şimdi bir kez daha söyleyeceğim: Alçakgönüllü olma yolunda, yanlış yapabileceğiniz hiçbir şey yok.

Gece yatağınızda yüzünüz duvara dönük, sırtınız eşinize. Aranızda büyük bir duvar var. Birbirinize kırıcı sözler söylediniz. O başlattı. Veya siz başlattınız. Ama artık fark etmez. Yine de, “Onun alçakgönüllü olmayı öğrenmesi gerek” diyorsunuz. Tanrı ise size, “Sen alçakgönüllü olmayı öğren. Çarmıh’a doğru giden yolda, ilk kim önce oraya varacak diye birbirinizle yarışın. Başkalarının çıkarını kendi çıkarlarından önemli tutan İsa’nın yüreğini örnek alın.” Kendinizi alçaltın.

Bir aile bireyiyle sert bir konuşma geçirdikten sonra, bağışlanma dileyen ilk kişi sen olabilir misin diye bir sor kendine. Onun yanına git, özür dile. “Hatalıydım. Günah işledim. Beni affedebilir misin?” de. Eğer bu sözler ağzından çıkmıyorsa, “Tanrım, bu sözleri söyleyebilmek için kendimi alçaltmam gerek. Senin lütfuna ihtiyacım var.” diye dua et.

Çıkış: Leslie: Arkadaşlar, tevazu yolunu seçmek asla bir hata değildir. Sert konuştuğunuzda ilk af dileyen olup olamayacağınıza bakın. Tevazu konusunu bitireceğimiz gelecek programda bize katılmayı unutmayın.

Giriş: Nancy: Şimdi kim beni merak edecek?” Tanrı merak edecek. Kendi kibrinizi kırarsanız, Tanrı sizi kaldırır. O ihtiyaçlarınızı karşılar. “Bir paspas olacağım o halde!” Bakın size ne diyeceğim, eğer eşinize tevazuyla ve uysal bir ruhla yaklaşırsanız, muhtelemelen eşiniz sizi öyle göklere çıkarır ki ancak bir teleskopla bulunabilirsiniz.

Leslie: Nancy ile Yüreklerin Uyanışına tekrar hoş geldiniz.

Hayatta karşılaştığınız her durumda, alçakgönüllü davranmak için bir fırsatınız vardır. Alçakgönüllülüğü kuşanmayı seçebilirsiniz. ''Daha fazla İsa gibi olayım. Bana dair hiçbir şey kalmasın.'' İşte bu düşünce şekliyle alçakgönüllü oluruz.

İlk bakışta, “Herkes üstüme basıp geçecek. Kendi ihtiyaçlarım karşılanmayacak” diye düşünebilirsiniz. Ama size şunun garantisini verebilirim: ihtiyaçlarınız karşılanacak. Tanrı sizi kendine yaklaştıracak. Size bakacak. Siz kendinizi alçalttığınız zaman, O lütfunu üstünüze yağdıracak. Kendinizi alçaltmazsanız, Tanrı size karşı olacak.

İşte son zamanlarda kiliselerde olan da bu. Evlilikler, bireyler, sevgililer, aileler. Tanrı, gururları yüzünden hepimize karşı duruyor. Tanrı, “Diriliş mi istiyorsunuz? Ben tövbekâr, mütevazı yürekleri; kendilerini değersiz, beni değerli sayanları diriltiyorum.” diyor.

Ya Rab, bizleri alçakgönüllülükle vaftiz et diye dua ediyoruz. Bizi alçakgönüllülükle doldur. Alçakgönüllülükle kuşat. İsa’nın bizim çıkarımız için yaptıklarını anımsayarak, alçakgönüllülük yolunu izleyelim. Biz zenginlik bulalım diye, zenginliğini bırakıp fakir olmayı göze aldın. Gururu üstümüzden sıyırıp atmamız için bize yardım et, Rab. Bizi esir eden iğrenç, çirkin ve bencil düşünce tarzından ve yaşayış biçiminden kurtulmamız için yardım et. Bizleri evlerine, kiliselerine, iş yerlerine, yüreklerinde alçakgönüllülükle giren kadınlar yap diye dua ediyoruz. Tanrı’nın alçakgönüllülüğünün içimizde olduğunu gösterelim ki, diğerleri bunun farkına varıp, “Şu kadına bak, ne kadar da alçakgönüllü” desinler. Ama daha da önemlisi, “Tanrı ne kadar mükemmel.” desinler.

İsmin yücelsin, Rab. İsa’nın adıyla, Amin.

Arkadaşım Dick’in bu konuyla ilgili fikirleri şöyle: Kaynak olarak 2. Filipililer kullanılıyor.

“Tarihte hiçbir diriliş ya da uyanış, temelinde alçakgönüllülük olmadan gerçekleşmemiştir. Çoğumuz 1. Tarihler 7:14'ü biliriz, bu ayet diriliş veya uyanıştan bahsedilirken sık sık kullanılır. Yine de bazen bu ayetin en başında bahsedilen şeyi unutuyoruz. Bu şey dua etmek değil, tövbe de değil. “Adımla çağrılan halkım alçakgönüllülüğü takınırsa.” diyor Rab, yapmamız gereken ilk şey olarak. Daha sonrasında dua etmek ve O’nu aramaktan bahsediyor. Dua etmek, Tanrı’dan bereket ve diğer şeyleri istemektir ve duanın özünde, Tanrı’nın yüzünü aramak vardır. Dua etmek Tanrı’ya yakarmaktır.

Kötü yollarımızdan dönersek, yani tövbe edersek, Tanrı ilk önce bizi bağışlayacağına, sonra da ülkemizi sağlığa kavuşturacağına dair söz veriyor. Alçakgönüllülük nedir diye düşündüğünüzde, İsa’yı ve O'nun çarmıhta yaptıklarını düşünmeden edemezsiniz.

İsa’nın hayatı ve alçakgönüllülüğü hakkında yapılan en iyi açıklamayı, Filipililer 2. bölümdeki bir paragrafta görüyoruz. 2. ayetten itibaren okuyorum, Pavlus Filipinli imanlılara şöyle sesleniyor: “Aynı düşüncede, sevgide, ruhta ve amaçta birleşerek sevincimi tamamlayın.” Sonraki ayetteyse Pavlus, “yapmamamız gereken” şeylerden bahsediyor ve aslında bugünün konusuyla bu ayet çok iyi uyuyor. “Bencil olmayın.” diyor. Her şey buradan başlıyor. Alçakgönüllülük. Sonra şöyle devam ediyor: “Başkalarını etkilemeye çalışmayın. Alçakgönüllü olun ve kendinizden önce başkalarını düşünün.”

  1. ayette sonuncu, “yapmamamız gereken” şeyden bahsediyor. “Yalnız kendi yararını değil, başkalarının yararını da gözetsin.”

Hep şöyle söylerim: Alçakgönüllü olmak kendini yerin dibine sokmak değildir, etrafınızdakileri yükseltmektir. Etrafınızdakileri yükselttiğiniz için, sonuç olarak onlardan daha alçak kalırsınız.

  1. ayetten 7. ayete kadar okuyalım: “Mesih İsa’daki düşünce sizde de olsun. Mesih, İnsan özüne sahip olduğu halde, Tanrı’ya eşitliği sımsıkı sarılacak bir hak saymadı. Ama kul özünü alıp insan benzeyişinde doğarak ululuğunu bir yana bıraktı.” Şimdi asıl nokta geliyor.
  2. ayetten 11. ayete kadar: “İnsan biçimine bürünmüş olarak ölüme, çarmıh üzerinde ölüme bile boyun eğip kendini alçalttı. Bunun için de Tanrı O’nu pek çok yükseltti ve O’na her adın üstünde olan adı bağışladı. Öyle ki, İsa’nın adı anıldığında, gökteki, yerdeki ve yer altındakilerin hepsi diz çöksün ve her dil, Baba Tanrı’nın yüceltilmesi için İsa Mesih’in Rab olduğunu açıkça söylesin.”

İnanıyorum ki kilise ne zaman kendini alçaltmaya başlaysa, o zaman gerçek dirilişin olması için gereken ortamı oluşturan büyük adım atılacak. 1998’de Tanrı, O’nunla bir ayımı dua ederek geçirmemi söyledi. Böyle bir şey başıma ikinci kez geliyordu. Çoğunluğunu masa başında geçirdiğim günlük programımı bir kenara attım ve kendimi duaya verdim. 1998 yılının Aralık ayında, Şükran gününden sadece birkaç gün önce bir hediye aldım. Aldığım en güzel hediyeydi bu. Alçakgönüllülük adlı bir kitaptı. Beni tekrar dua etmeye teşvik etti.

Bir gün parkta oturuyordum ve kitabın en arka sayfasını açmaya karar verdim. Aslında hiç böyle bir şey yapmam. Kitabın en son sayfasında yazar Andrew Murray şöyle diyordu: “Alçakgönüllülüğü anlamak istiyorsanız 1 ay boyunca kendinizi duaya verin.” Ben de öyle yaptım. Her gün Kutsal Kitap'ım dışında okuduğum tek kitap oydu.

Andrew Murray’in söylediklerinin bir kısmını burada da paylaşmak istiyorum: “Hristiyanlık çok büyük kayıplar yaşadı, çünkü imanlılara bir hiç olmanın ne kadar doğal ve güzel olduğu gösterilmedi. Bizler birer hiç olursak, Tanrı’nın daha da yüceltileceği onlara anlatılmadı.”

Murray sözlerine şöyle devam ediyor: “Alçakgönüllülük Tanrı’nın ne kadar yüce olduğunu gördüğümüzde, hissettiğimiz hiçlik hissidir. Bu his bizi, Tanrı’yı nasıl daha fazla yüceltebileceğimizi düşünmeye iter.”

Sonraki sayfalarda Murray şöyle yazmış: “Lütfun tohumları yalnızca alçakgönüllülük toprağına ekilir. Alçakgönüllülükten yoksun olmak, her hata ve yanlışın sebebini açıklar. Alçakgönüllülük diğer özelliklerin hepsinin üstündedir. Alçakgönüllülük Tanrı’nın önünde düzgün davranmamızı ve Tanrı’nın kendini yüceltmesini sağlar.”

Murray bu sözlerini daha ayrıntılı bir şekilde açıklıyor: “Eğer alçakgönüllülük ağacın köküyse, her bir dalda bunun meyveleri görülür. Alçakgönüllülük İsa’nın hayatındaki en büyük lütufsa, fedakarlığının sırrıysa, bizim ruhsal hayatımızın ne kadar sağlıklı ve güçlü olduğu da, alçakgönüllülüğü hayatımızdaki en önemli şey olarak görüp görmememize bağlıdır.”

“Nasıl alçakgönüllü olacağız peki?” diye soruyor olabilirsiniz kendinize. Az önce okuduğumuz paragrafa geri dönün. Bencil olma. İlk yapacağınız şey bu. İkincisi: Başkalarını etkilemeye çalışma, alçakgönüllü ol, başkalarını kendinden önce düşün. Sonuncu, “yapmamanız gereken” şeyse şu: kendi yararınızı değil, başkalarının yararını gözetin.

Geçmişte büyük etki yaratmış kişilere bakarsak, başarılı olmalarının sebebi, diğer kişilere odaklanabilmeleriydi. Alçakgönüllülük fedakarlıktır. Kendinizi feda etmenizdir. Bu yüzden listede birinci sırada alçakgönüllülük gelir. 2. Tarihler 7:14, “Adımla çağrılan halkım alçakgönüllülüğü takınırsa.” diyor. Alçakgönüllülük dirilişin en önemli noktasıdır.

Çıkış: Leslie: Arkadaşlar, tevazu yolunu seçmek asla bir hata değildir. Ailenizden birine sert konuştuğunuzda, belki öfkeyle disiplin ettiğiniz bir çocuğa karşı ilk af dileyen taraf olup olamayacağına bakın. Geri dönüp bakın, af dileyin. “Hatalıydım, günah işledim. Lütfen beni affeder misin?” Eğer bu kelimeleri söylemekte zorlanıyorsanız, “Tanrım, bu kelimeleri söylemek için ve kibrimi kırmak için bile lütfuna ihtiyacım var.” deyin.

About the Speaker

Nancy DeMoss Wolgemuth

Nancy DeMoss Wolgemuth

Nancy DeMoss Wolgemuth has touched the lives of millions of women through Revive Our Hearts and the True Woman movement, calling them to heart revival and biblical womanhood. Her love …

Read More